Kitabın yazarı Hesse ve eser için yine bir tarihi gelişime bakalım;
Yazar birinci dünya savasini gençken ve peşi sıra ikinci dünya savaşını yaşamış bir insan. Kitabı ilk savaştan sonra kaleme almış. Aslında ülkesine yardım etmek için Alman Ordusuna yazılmış ve gönüllü çalışmış bir isim. Fakat yakın süre sonra savaşı ve getirdiklerini gördüğü için her türlü savaşa karşı çıkmış.
Babasının dini baskısı yanında yaşadıkları muhtemelen onu daha felsefik bir inanç arayışına sürüklemiş gözüküyor. Bu da bağlantılarından ve çevresinden dolayı Budizm oluyor. Eser Budizm ve içsel yolculuğunu, özüne ulaşmasını başarıyla kaleme almış diyebiliriz.
Kitapları, bizde Sabahattin Ali veya Stefan Zweig gibi çok sonradan popüler olmuş. Bunun da çarpıcı eserlerinden ziyade popüler kültür ile ilgisi var. Bizdeki popüler olan yazarlar gibi olandan fazla abartılıyor.
Özellikle ABD ve dünyada gelişen, savaş sonrası (ABD'de Vietnam savaşı sonrası) patlayan Hippi akımı, nihilizm, adam sendecilik, renkli hafif elbiseler ile goy goy yapayım, bir şeye değer göstermeyeyim, hayatın anlamını arayalım diyerek yola çıkan fakat genelde yaptığı uyuşturucu içip toplu sex partilerine katılmak olan büyük bir kitle etkileniyor. Çeşitli tarikatları kolonileri falan da var. Bazıları güzel denemeler. Yanlış anlasilmasin. Düşünceyi değil, çıkılan amaç uğruna oluşan sonuca lafım.
Neyse efendim. Kitabı duymanızın ve almanızın sebebi de bu zaten. İsteyenler böyle yaşasın.
Fakat eğer Hindistan Tarihi okursanız veya Çin Tarihi, toplumsal sınıfları, sistemi ve büyük fakirliği görüyorsunuz. Pazarlanan içsel "Ben'den arınma" kültürü, kontrol edilmek istenen milyonlarca fakire şiringalanan (tıpkı diğer yerlerde olduğu gibi) palavradan ibarettir.
Hikayede Buda aslında zengindir. Hatta babası Kraldır o denli zengindir.