Z <3 11.06.2026
Mâzi tarlasının hâsılâtının, mürûr-i zaman süzgecinde un ufak olup nisyân derelerinde inhilâle maruz kalmaktan, ehemmiyeti ve müessiriyeti sebebiyle kurtulması kanaatimce icab etmiş olan kısmıdır yazdıklarım.
"Öfke ile intikam hissinin ürünü olan küfürbazlık, Hristiyan memleketlerinde müthiş surette ve tamamıyla kâfirce sarf edilip durduğu halde, Türkiye'nin ne sokaklarında duyulabilir, ne de evlerinde işitilir..
-Mouradgea d'Ohsson-
"Bu halin bizim yüzlerimizi kızartacak ve bizi hayretler içinde bırakacak tarafi da şudur ki, Türklerin yalnız ağızlarında değil, dillerinde de küfür kelimeleri yoktur."
-Du Loir-
Osmanlı'da hayat ahirete dönüktü. Ahirete dönük olduğu için de hayatta fuzûliyâta yer yoktu.
"Eğlence" mantığımız, Avrupa'yı taklide başladığımızdan bu yana değişti. Hayatımıza "vur patlasın, çal oynasın" ölçüsüzlüğü hâkim oldu.
Sürü psikolojisini, idealist ve kendini gerçekleştirme tutkusuyla dolu bir martının hayat hikayesi üzerinden eleştiren yazar, temsil yoluyla hayatın gerçeklerini ifade etmek suretiyle fabl türünün en müstesna bir örneğini vererek haklı şöhrete mazhar olmuştur. İçerdiği sembolik ifadelerin hakikatteki karşılıklarını anlamak için dikkat ve teemmül ile okunası ve istifade edilesi bir kitap... işaret ettiği manalar düşünülmeden yüzeysel hikaye olarak da okunabilir ama o vakit kitap çok sıradanlaşır diye düşünüyorum.