Öyle adamlar vardır ki, haysiyet şeref gibi kayıtlara aşina olmadıkları halde, gurur ve nahvetlerine(kibir,burnu büyüklük) dokunulur, acizleri yüzlerine çarpılırsa kendilerini kaybedecek kadar hiddetlenirler.
“Ama Leyla kendi geleceğinin, ağabeylerinin geçmişiyle boy ölçüşemeyeceğini biliyordu. Yaşarken kızı gölgede bırakmışlardı. Ölümleriyle de yer yüzünden tamamen silmişlerdi. Anne şimdi onların hayat müzelerinin müdürüydü, Leyla ise yalnızca bir ziyaretçi. Onlara ait efsanelerin doldurulduğu bir kap. Anne’nin mürekkeple, onların destanını yazdığı bir parşömen.”
- Bu kadar yalın, düz, muhteşem bir tasvir çok az okumuşumdur.. tasvirin güzelliği diyip susuyorum.