''Şimdi Suomlar bataklık ve kayalıklardan ibaret bir memleketi imar edip cennet bahçesine çevirmişlerdir.Onlar bu cennet bahçesinde,İncil'de zikri geçen beyaz zambaklar gibi,gürbüz,saf ve masum bir hayat yaşamaktadırlar.Finlerin sadeliği yalnız şahsi hayatlarında değil,sosyal hayatlarında da görülmüştür.''
''Erkeklerin öyle bir bakışları,öyle bir gülüşleri,ellerini kaldırışları,hülasa kadınlara öyle bir muamele edişleri var ki...Kendilerine ne kadar fazla ve ne kadar aptalca güvendiklerini fark etmemek için kör olmak lazım.Herhangi bir şekilde talepleri reddedildiği zaman düştükleri şaşkınlığı görmek,küstahça gururlarını anlamak için kafidir.Kendilerini daima bir avcı,bizi zavallı birer av olarak düşünmekten asla vazgeçmiyorlar.''
''Berlin'de yalnızsızın değil mi?''dedi.
''Ne gibi?''
''Yani...Yalnız işte...Kimsesiz...Ruhen yalnız...Nasıl söyleyeyim...Öyle bir haliniz var ki...''
''Anlıyorum,anlıyorum...Tamamen yalnızım...Ama Berlin'de değil...Bütün dünyada yalnızım...''dedi.Bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarının içine alarak:''Boğulacak kadar yalnızım...''diye devam etti,''hasta bir köpek kadar yalnız...''