"Engel diye düşündüğün şeyi düşünmemiş olsaydın, engel olduğunu hiç bir zaman ayırt edemeyecektin.
- Ama var olduğu için düşünüyoruz onları.
Acaba? Belki de biz var kılıyoruz. Biz düşünmesek var olmayacaktı onlar. Anlayacağın hep var sayımlardan hareket ediyoruz. Çok mu filozofik oldu?
"şimdi ömrünü bitmiş say, ömrün bitmiş de sen yalvarmış, yakarmışsın, sana gözyaşların için çabadan bir gün daha vermişler... İşte o son günde ne yapacaksan, her gün onu yapacaksın.
O zaman bu bahçede gezinmem ki, der çocuk.
Ne yaparsın ya?
Ağlarım.
Kitap biraz zor ilerlerledi. Belki yaşımdan ve yaşanmamışlığımdan dolayı. Biraz Yaşar Kemal esinlenmesi de vardı. Tabi Anadolu'yu yazacaksınız başka kimden esinleneceksiniz... Yarpuz, sarısıcak, avurt, dikenli çalılar ve bir çok betimleme, ağa yerine düşmanımız muhtardı bu sefer.
Bir su umudu, bir nar ağacı hayali ile geçen ömür beyhude midir? Herkes İstanbul'a göçse sevdiklerinide bir bir kaybetse bile bahçesinden vazgeçmeyen bir adamın hikâyesini okudum. Bence mutlu sonla bitti. Kitabın son cümlesi şöyleydi;
"Öldüm ve bir bahçeye gömüldüm."