Kitaba ba yıl dım. Geçmiş ve geleceği bir arada veren bir anlatıma sahip ve oldukça başarılı. Hikayesi ise merak uyandırıcı ve sürükleyici ilerliyor. Bu tarz kitapları seviyorsanız eğer şans vermelisiniz. Hele ki sonu için okunmaya kesinlikle değer.
Kitaba başlarken ilk önce anlamlandıramadığım bu hikaye bir zaman sonra türlü acıların, çekilen eziyetlerin ve savaşın hangi coğrafya da olursa olsun sadece insanı değil, kaderi de yerle bir ettiğine şahit oldum. İki ırmağın nasıl birleşeceğine doğru ilerleyen satırlar beni heyecanla sürüklemeye başladı. O zaman yolunu bulan bu roman kafamda şu cümleyi tekrar şekilledirdi:
"Umulur ki yazılan, istenilenden güzeldir."
Gerçekten de öyle bu ne Azam'ın ne Piruz'un ne de Sofya'nın hikayesi. Bu aşk hikayesi sadece Settarhan ve Zehra'ya ait... Onlara yazılan istenilenden daha değerli çünkü...
Kader yerle bir oldu. İki ırmak kavuştu. Darısı diğerlerinin başına olsun. Kitap can-ı yürekten tavsiye edilir ve kitabı bitirince başına dönüp bakma isteği doğabilir. Hem yazarın da dediği gibi , hangi hikâye başladığı yerde bitmemiş ki?
Bu kitaba başlarken böylesi dehşet verici bir hikayeyi okuyacağımı bilmiyordum. Bu Bosna'ya yapılan katliama yakından tanıklık etmiş ve en derin yaralar alarak yaşamış Suada'nın hikayesi Bilinmeyen binlerce hikayelerden yalnızca biri o. Tarih sadece iyi şeyleri tekerrür etmiyor. Beraberinde acıyı da tekrarlıyor. Satırları okurken hayretler içerisinde bırakan, o anları istemsizce zihnimde canlandıran bu roman, bana Filistin'i anımsattı. Her yönüyle Filistin kokan Bosna. Beyaz zambakları kana bulanan mazlumların ülkesi Bosna. Sırf Müslüman oldukları için öldürülen masum insanlar. Ayrı coğrafyaların ortak kaderleri. Kitap bana bir günde okuttu kendini, nasıl sonuna geldim fark etmedim bile. Gerçekler belki de gün yüzüne çıkmak istedi kim bilir...
Dünyaya at gözlükleri ile bakmayan, şu dünya üzerinde dini dili fark etmeksizin her canlının yaşama hakkını yürekten savunanlara, bencillik sirayet etmemiş kalplere tavsiye... Zira kıymet bilmez insanların elinde heba olmayı hak etmiyor böyle bir roman.
Kitabında son satırlarında dediği gibi;
Boşnakların deyimiyle herkese
' Allah'a emanet...'
Bu son kitap ile seri bitmiş oldu.
Kitabın içeriği ile bir şey yazmak istesem de yazamayacağım sanırım. Çünkü içindeki hangi karakterden bahsetsem diğerinin hatrı kalacak gibi...
Öyle ki hepsi kendi hikayesinin başrolü ve acısını yüreğinde taşıyan kahramanı.
Sadece bir tanesinden bahsetmeden geçemeyeceğim, sanki bahsetmez isem kırılacak diye korktuğum eşsiz bir karakter. Herkesin hayatına iyilikle, hayırla dokunan Derviş Dede. Kitabına ismini vermesinden değerini varın siz tahmin edin hatta tahmin etmekle kalmayın Funda Uçuk Er bu seriyi okuyun derim.
Derviş Dede tıpkı kitapta geçen
"Bazı insanlar Allah'ın kullarına hediyesi gibidir" cümlesinin vücut bulmuş hali. Onunla bu güzel yolculuğa çıkıp son durağına varmaya değer. Belki sizin de hayatınıza dokunur ne dersiniz?