Hayatın kendisi yerine, bu kuralları yüceltmeye devam ettiğimiz sürece, dünyanın her yerinde durum böyle olmayı sürdürecektir. Beden böylesi bir duruma isyan eder, ancak onun konuştuğu tek dil, hastalık dilidir.
Terapist kendi fikirlerini hastasına yansıtmaz. Onun yerine hastasının yüreğinin derinliklerindeki duyguların farkına varmasına yardım etmelidir, aranan cevaplar sadece orada bulabilir.
Hissetmeleri gerekeni hissettiğine inanan ve hissetmeyi kendilerine yasakladıkları duyguları hissetmemek için ellerinden geleni yapan bireyler, sonunda hastalanırlar, yani, kabullenemedikleri duyguları çocuklarına yansıtarak faturayı onlara ödetirler.
Hayat bir oyun olduğu gibi, bağımlılık da bir oyundur. Ancak birisi bir oyunken diğeri sahte bir oyundur. Hayat orijinal bir oyun iken, bağımlılık sahte bir oyundur. Sahteler hiçbir zaman gerçeğin yerini tutamaz. Orijinaller pahalıdır. Orijinal olan hayat da ucuza oynanmayacak kadar değerlidir.