Serap Özmen

Kişilik yapılanması ve Oyun Terapisi
10/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2020 77. kitabı
Duygu karmaşıklığı , aile baskısı , kendini tanıyamamanın açtığı büyük boşluk içinde reddedilen , anlaşılmaya dair tüm umutlarını tüketen yalnız bir çocuk.. Sadece yönergelere uyup sorun çıkarmadığı sürece problem yaratmayan görmezden gelinen ve başarılı olduğu kadar takdir edilmeye layık makine gibi yetiştirilen bir çocuk.. Ait olmak duygusu ihmal edilmiş çocuk olduğu unutulmuş bir çocuk .. Tüm bunların yanında hayal kırıklığı yaşayan , utanç duyan ve yetersizlik hisseden , çocuğundan umudu kesmiş bir anne ve baba olmanın tek gerekçesinin çocuk için en iyi koşulları yaşatmak olduğunu düşünen ve yaşayan bir baba.. Örülen duvarlar .. tüm bunların çocukta meydana getirdiği büyük yıkım içe kapanma ile sonuçlandı .. Oysa sevgi , koşulsuz kabul , kişiliğe duyulan saygı ve bireyin sorumluluk alarak birey olduğunu hissetmesi tüm duvarları yıkabilir.. Kumlara gömülü kalan tüm acılar gün yüzüne çıkabilir ve bireyin çözümleyemediği tüm duygular bir bir çözümlenir .. Müthiş bir Oyun Terapisi örneği .. Yerinden çatlamış bir aile yapısının sağlam temeller atmasının sevgi , saygı ve kabul ediş ile gercekleşmesi mümkün ..
Benliğini Arayan ÇocukVirginia M. Axline · Panama Yayınları · 20183,944 okunma
Reklam
"Anladım ki Susmak Bir Cüsse İşi…"
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2019 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2019 01:13
"Üslûbun kimliğindir." diyordu Cemil Meriç bir makalesinde...Kimliğin, kim olduğun, neye hizmet ettiğin, neyi aradığın ve neye talip olduğun... Düşüncenin değil sadece, kalbin de, bir kitap gibi satır satır okunması, mühim mevzuların altının çizilmesi, tahlil edilmesi ve belki de en son konuşulması, bunu ne düzeyde gerçekleştirebiliyoruz. Evvelâ manevî durumumuzdan haberdar mıyız? Özde yazan hâkikâti, üzerine perdeler çekip, görmezden mi geliyoruz? İç dünyamıza gereken özeni ve hassasiyeti gösterebiliyor muyuz? Bütün sözcükler, sese sığmayan gerçeklerin arasına atılan boşluklar mı? Fakât kalbimize menzilini bulmuş bir ok gibi saplanan Hadis-i Şerif'te Kainatın Efendisi (s.a.s) diyor ki; "Allah'a ve âhiret gününe iman eden, ya hayır söylesin ya da sussun." "İman eden!" Burada nasıl korkusuz olduğumuzu, nasıl pervasız ve cahil cüretiyle hareket ettiğimizi üzüntüyle tefekkür ediyoruz...Eseri okurken gün içerisinde ki konuşmalarımı daha tarafsız bir gözle değerlendirdim ve gördüm ki; erdemin kapısı ardına dek açık ve biz kendimize takılıp tökezlediğimizden bile habersiziz.. Boş konuşuyoruz, eserde bahsedilen mâlâyâni konuşmalar çağındayız, hissiz ve durmadan öldüren; zamanı, duyguyu ve derinliği... İmam Gazali Hazretleri'nin, Dil Belası'nı uzun zamandır okumayı istiyordum. Şimdi ise her an okunması elzem kitaplar rafında baş köşede, ezberlenesi, her mecliste ferahlık ve bereket vesilesi olabilecek kadar nadide bir eser...En güzel yanı, yanlışların nasıl düzeltilebileği hususunda inanılmaz ufuklar sunan, manevi reçeteleri... Peki dilin afetleri nelerdir? Herşeyden evvel, zikirle ve ilimle sarfedilmesi gereken zamanı ziyân eden her söz, bizi helâk olmaya sürükleyen kırık dökük bir tekne, üstelik durmadan gıybetle, riya ile, yalan ile bu tekne yara alıp derinlere
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201417,1bin okunma
Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş...Ne aradığımızı bilmeden aramak..
Kör biri için gökkuşağının renkleri ve sağır biri için kuş sesleri nasıl boşunaysa, yürekte algılanmayan zaman da öyle boşa gider.
Sevmek bir eylemdir; edilgen bir duygu değil. Bir şeyin “içinde olmaktır” , bir şeye “kapılmak” değil. En genel biçimiyle sevmenin etken yapısı, sevmenin almak değil öncelikle vermek olduğu biçiminde tanımlanabilir.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Edebiyat