Varvara ve Makar’ın birbirlerine yazdığı mektuplarından oluşan Dostoyevski’nin ilk kitabı. Ortalarına doğru mektuplar kendini tekrar etmeye başladı, sıkıcılaştı. Son 30-40 sayfasında ise yine toparladı, özellikle son 2 mektup güzeldi. Sanırım yıllar sonra bu kitabı bana hatırlatacak kelime ‘çizme’ olacak.
Livaneli’nin romanlarının çoğu, görece ilginç veya güncel bir konu bulunmuş, çabucak yazılıvermiş ve basılmış hissi uyandırıyor bende. Dilinin çok sade, yalın olmasından mı, çok kolay okunur olmasından mı bilemiyorum. Bu bahsettiğim yalınlık da, yavanlığa daha yakın maalesef. Huzursuzluk da, tarihi açıdan güzel bilgiler barındırıyor fakat edebi açıdan yetersiz hissettiriyor. Ezidilik, doğu-batı arasında sıkışmışlık, kimliksizlik, mültecilik, azınlık, faşistlik gibi konular işlenmiş. Genel hatlarıyla beğendiğim, edebi tat açısından eksik bulduğum ama bir okunuşta okuyayım biraz tarihi biraz da doğunun esintisini hissedeyim diyenlere de önerebileceğim bir kitap oldu kendisi.