-Neler okuyorsunuz efendim?
+Kelimeler, kelimeler, kelimeler!
x Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor!
t-bırak artık kelimeleri.. cümleler kur. insanları tanı.. kapını çalan insanları içeri al...
Bugüne dek Nirvana'ya ulaşmış kimseyle karşılaşmadım; yaşamın ona katılabildiğim oranda açımlanabileceğine inanmış sade bir insan olarak, üst düzeyde bir varoluşa ulaşma çabam ya da beklentim yok. Üstelik, bugünün dünyasında ve içinde yaşadığımız kültürde insanın Nirvana'ya nasıl ulaşabileceğini anlamam mümkün değil. Nirvana'ya ulaşma çabası içinde olan bir ya da iki kişi tanıdım, dünyanın burasında ya da şurasında. Nedense her defasında, bir umudun peşine takılıp yaşamın kendisinden kaçmaya mı çalışıyorlar sorusunu kendime sorup cevaplamayarak.
"Yol hakikaten güzeldi. Ankara'da ara sıra tesadüf edilen gurupsuz akşamlardandı. Böyle akşamlarda güneş, hiçbir mizansen yapmadan, çok olgun bir meyve gibi birdenbire ufkun arkasına düşüverir, o ânda ufuk kan sarısı ile karışık şişe dibi yeşili bir renk alır. Sonra yavaş yavaş o da kaybolur, şeffaf bir gece ile baş başa kalırsınız"
Ahmet Hamdi okumak edebiyat lezzetini doyasıya çıkarmaktır. Bu lezzet için yazarın bir kadının yüzü için yaptığı benzetmeyi yapabilirim sadece: "kitabı anlatmağa çalışmayacağım, bazı lezzetlerin anlatılması imkânsızdır; bu kitap hakikaten bir bahar bahçesinde görülmüş bir rüya kadar güzeldi.