“ Bu fakir işçilere bu köpek muamelesini yapmaya neden lüzum görüyorlardı? Evet, Allah onlara bir kere fıkara yaratmıştı, bunda kimsenin kabahati yoktu, fakat onlar böyle yaratılmışlar diye niçin tepelerine binmeli, onları adam yerine koymaktan niçin çekinmeliydi? Ya Allah bu ağaları ve ağazadeleri de fıkara yaratsaydı? Öyle ya, mademki hepsini Allah yapıyordu… O zaman kendilerine aynı muamelenin yapılmasını isteyecekler miydi? “
" Din onlar için öfkeli bir Tanrı'dan ve çeşitli yasaklardan ibaretti. Tanrı'nın sevgisi, merhameti nedense hep geri plandaydı. Gülten bu çelişkiyi gördükten sonra, " Kur'an'ın neden Türkçeye çevrilmesine karşı çıkılıyor, anladım. Dinin korkulu yüzü gider de yerine güç veren, bağışlayan yüzü gelirse ne olurdu? Din tecimenleri ne yaparlardı? " diye düşünüyordu. "
" İnsan çektim kur'ayı,
Olmazlara meylim var.
Ne kalp isterdim, ne baş!
Üstelik bir dilim var.
Sılabilmez ayağım,
Boşta kalır elim var.
Görmeli öldüğüm gün;
Ne garip bir halim var.
Ağacı kıskanırım,
Yemiş yüklü dalı var;
Bahar olsun, güz olsun,
Ne güzel masalı var!
İmrenirim arıya,
Petek petek balı var;
Konduğu çiçeklerin
Pembesi var, alı var. "
" Ne çok katil cezalandırılmıyor! Zarifçe işlenen bir günaha nasıl da hoşgörüyle yaklaşılıyor! Manevi işkencelerin neden olduğu cinayetler nasıl da aklanıyor! "