“ "Zor olduğunu biliyorum. Edebiyat diplomamı aldığımda ben de yazmak istemiştim. Cesaret edemedim ama. Gerçeklerden söz etmek istiyordum. Ama sen de biliyorsun, gerçeklerden söz etmeye hakkımız yok artık. Gerçekler tabu oldu. Aşk, çocuk, anne, yürek... Yani yayın organımız; bütün bunlardan söz etmek kıroluk sayılıyor. Sulugözlülük, sefalet avcılığı, yalancı duyarlılık, duygusalık, bayağılık deniyor, edebiyat değil kısacası. Ayrıca yeni değil. Bunlar sabit şeyler, geçici olmayan şeyler, sabit olan her şey de gericidir, çünkü değişmez. Özgün değildir, bakir topraklara el atmaz."
"Bok yemek de öncülük değil ki."
"Sonra fark ettim ki artık gerçekleri düşleyemiyoruz bile. Onları bulmak, onlara ulaşabilmek için olağanüstü kültür engellerini aşmak, uzun uzadıya arkeolojik kazılara girişmek gerekiyor, ondan sonra da gerici diyorlar insana; çünkü sabit olan değişmez, yani gericidir. Gerçekleri bulacak hayal gücüm yoktu, Jeannot Lapin. Gerçekler, ”kendi yıkıntılarından oluşan bir düzmecelik yığınının altına yalanlar tarafından gömüldü. İşte bu yüzden, durma, yaz. Ne kadar içten olursan o kadar balon sanıp alkışlayacaklardır seni. Gerçeği söyledikçe gizlemiş olacaksın, Jeannot Lapin. Durma. Yaz. Yayımla. Açığa çıkma tehlikesi yok."”