「 Serhat Şahiner 」

"Kulakları çınlasın İsmail Uyaroğlu'nun; hayat da, şiir de uzayınca insanın usanacağına inananlardanım. Bence de, içinde barındırdığı değil, dışında bıraktığı sözcüklerden oluşur bir şiir. Soluklu şiir tanımı dize sayısına göre kullanılır. Oysa müthiş bir yanılgıdır bu. Derinliktir asıl önemli olan... Ve şiirdeki derinliğin dize sayısıyla bir ilgisi yoktur. Yani, falanca dizeye kadar olan şiirler soluksuz, ondan sonrakiler solukludur, diyemeyiz. Matematiğin "pi" sayısı vardır ama şiirin "si" sayısı yoktur. 50 dizelik bir şiirin yarattığı derinliği 5 dizede verebilmek... bir Kızılderili şair olarak "soluk" benizlilerden ayrıldığım yer burasıdır."
Sayfa 123 - Çınar Yayınları E-Kitap·Kitabı okudu
Şiir
Reklam
"Yerlilerin köle olarak çalıştırıldığı maden ocaklarından çıkartılan altınlar ve gümüşler gemilere yüklenerek, Avrupa'nın çeşitli ülkelerine gönderilir. Tehlikeli bir yolculuğun ardından Akdeniz'e ulaşan gemilerin yolunu gözleyen birileri vardır: Türk korsanlar!.. Okyanus'un azgın dalgalarını aşan gemilerin, Cezayir'den hareket eden korsanların elinden kurtulma şansı hiç bulunmuyordu. Böylelikle, Amerika kıtasının sömürülen zenginlikleri Türklerin eline geçer. Öyle ki, Cezayir o yılların en zengin bölgesi haline gelir. Evlerin odaları altın ve gümüşlerle dolup taşar. Osmanlı İmparatorluğu'nun Akdeniz'e egemen olduğu dönemlerde Cezayir, "Bizim Meksikamız" ya da "Bizim Perumuz" diye anılır. Türklerin, okyanus aşırı bir yolculuğa katlanıp Yeni Dünya'da sömürgeler aramasına gerek yoktu. Bu zahmetli işi Avrupalılar yapıyor, Türkler ise ambarları değerli eşyalarla dolu olan gemilere dönüş yolunda el koyuyordu."
Sayfa 120 - Çınar Yayınları E-Kitap·Kitabı okudu
Tarih-Araştırma
"Kız Kulesi de, Alcatraz Adası gibi hapishane ve fener olarak kullanılmıştır... Ve, 1992 yılında Kızılderililerin eylemi gibi şairler tarafından "Şiir Cumhuriyeti" ilan edilip, özgürlüğün doğum günü pastası olarak insanlara sunulur!... Ne gariptir ki, günümüzde Kız Kulesi, Alcatraz gibi turistik amaçlı, bir eğlence yerine dönüştürülmek üzere 49 yıllığına sermayeye kiralanmıştır. Ama, şuna hiç şüphe yoktur ki, gerek Kızılderililer ve gerekse şairler yüreklerinde taşıdıkları özgürlük tutkusunun çıktıkları adacıklarla sınırlı olmadıklarını çok iyi biliyorlar!.. Bir halkın gerçek yüzü şiirlerine yansımıştır."
Sayfa 119 - Çınar Yayınları E-Kitap·Kitabı okudu
Edebiyat
"Kamplardaki sisteme hayran olan biri vardır: Adolf Hitler! Bu insan kasabı, Kızılderililerin toplanıldığı kamplara bir araştırma heyeti gönderir. Böylelikle de, gelen bilgilerden etkilenerek 1933'de, Almanya'nın Dachau kentinde ilk toplama kampını kurar. Toplama kamplarında yaşamaya zorlanan Kızılderililerin yiyeceklerini sağlamak üzere birçok kişiyle sözleşmeler yapılır. Getirilen yiyeceklerin üstlerinde kullanılmaz damgası olsa da, Kızılderililere dağıtılır. Yiyecek zehirlenmesi sonucunda meydana gelen ölümler sıralamasında çocuklar birinciliği hiçbir zaman bırakmazlar! Soğuk kış gecelerinde ısınmaları için battaniye dağıtılır Kızılderililere... Ardından, verem, kızamık, difteri gibi bulaşıcı hastalıklar boy gösterir kamplarda. Beyaz adam, savaşmadan da Kızılderilileri yok etmenin yollarını daha önce neden düşünemediğine üzülür. Bir kurşun ile ancak bir Kızılderili öldürülür. Mikroplu battaniyeler ile binlercesini katletmek çok daha kolay olmaktaydı."
Sayfa 111 - Çınar Yayınları E-Kitap·Kitabı okudu
Tarih
Tokeya Inajin (Kevin Locke)
"Bunun adı sabahyıldızı. Binlerce yıl Kızılderililer kapılarını sabahyıldızına dönük olarak yapmışlardır. Bu yıldız şafak sökmeden önce, gecenin en karanlık zamanında ortaya çıkar. Gecenin en soğuk, en karanlık saatinden sonra yeni bir günün başlangıcını haber verir. Biz hepimiz sabahyıldızıyız. Işığı getirmek hepimizin elinde."
Sayfa 105 - Çınar Yayınları E-Kitap·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam