“ "Tek"e bağlanma her zaman çıkmaz sokaklara götürür insanı. Ne başka sese bakar, ne başka rengi görür; ne de sorgulama düşüncesini bilincinin kapılarından geçirir.”
"Toplumumuzun Batılılaşma sanrısı, ne yazık ki iki arada bir derede bırakmıştır insanımızı.
Olgunlaşmadan olmak istemişizdir...
Bu da, bizi özümüzden koparmış, yaratıcılığımızın önü nü gölgelemiş, taklitçi kılmıştır.
Kendi değerleriyle var olmak, modernleşme yoluna katılmak, birikimini ortaya taşımak varken; hemence ötekileşmeyi seçmişiz. Bu da; gemisini kurtaran kaptan, her koyun kendi bacağından asılır, üzümünü ye bağını sorma... gibisinden bir zihniyeti bilincimize kazımıştır adeta.
Bilgisizlik, eğitimsizlik, tembellik, kadercilik, önyargı-larla biçimlenen kör inanç bağlanışı toplumda derin yarılmalara neden olmuştur.
Sinik, tepkisiz bir toplum olmanın politik arenada yararcı bir anlayışa su taşıması da; kaderci bir toplumun iradesizliğinin yansımasıdır bence.
Sesini yükselteni "bizden değil", "öteki" gibi adlandırmak, toplumu aydınlatma bilincini taşıyanı "düşman" ilan etmek yaban bir toplum yaratma, faşizan zihniyeti egemen kılma çabasıdır olsa olsa."
"Bir toplumda adalet/vicdan duygusu sarsıntıya uğramaya başlayınca; bireyin özgürlüğünden, yaşama inancı ve sevginin yüceliğinden, kardeşlik bağlarının kutsallığından söz etmenin ne kadar boş olduğunu, bunların içi boşaltılmış kuru birer söylem olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.
Bu anlamda, duyguların kabuk bağladığı bir sürece girer; toplumu siyah-beyazlar ayrımında kendi "doğrular"ıyla savaşmaya itersiniz."