Orman denen şu doğal şehirler olmasa, insan yaşamı ne olurdu bir düşünsenize? Dağların tepelerinden kusursuzca biçilmiş çimenlikler gibi görünen bu gür otlar arasında yürümeyelim de ne yapalım?
Ben keyfimce yürümeyi, canım istediğinde de durmayı severim. Bana seyyar bir yaşam gerek. Güzel bir havada, güzel bir ülkede telaşa gelmeden yol yürümek ve yürüyüşün sonunda da hoş bir manzarayla karşılaşmak, onca yaşam tarzı arasında zevkime en uygun olanı.
Kim doğanın uyarıcı sesine kulak verip de hiçbir bilime bulaşmamış ise aranızda en bahtiyar olan odur. Zira doğanın ne hatası ne de kusuru vardır, yeter ki insanoğlu mutlak kudretin takdiriyle çekilmiş sınırları zorlamaya kalkmasın. Doğa gösterişin her türünden nefret eder; onun tebaasından olup da sanata bulaşmadığı için bozulmamış her canlı çok daha sağlıklı serpilir. Yoksa görmüyor musunuz bilimle asla alakası olmayan ve doğadan başka öğretmen tanımayanların yaşayanlar arasında en mutlu mahlukat olduğunu?.. Pythagoras'a göre insan dışında hiçbir canlının doğal sınırlarla bir sorunu yokken, insan kendi varlığına zincir vurduğunu düşündüğü her şeyi kırmak eğilimindedir