Kitap gerçekten muhteşem. Dili gayet açık. Anlatımı ise çok akıcı. Bu sebeplerle bir oturuşta kitabı bitirdim. Yazar sosyolojik ve antropolojik cihette çok önemli noktalara değinmiş. İnsanlığın kendi eliyle meydana getirdiği uygarlığın, kendisini oluşturan bu insanlığı nasıl tahakküm altına aldığını gözler önüne seriyor. Kapitalist düzenin zihinlere empoze ettiği "şey" lere sahip olma hırsı, insanın sürekli bir yarışa girdiği "zaman" kavramı gibi konuları ve bu konuların bireysel ve toplumsal etkilerini irdeliyor. Okuyan insanların, uygarlık denen bu olguya bakış açısını değiştirebilecek gayet güzel bir eser olmuş. Bu konulara ilgisi olan herkese tavsiye ederim.
"Gelgelelim papalagi(insan), öylesine çok düşünüyor ki,onun için düşünmek artık bir alışkanlık,bir gereksinim,neredeyse bir zorunluluk halini almış. Sürekli düşünmek zorunda. Düşünmeden bütün organlarıyla birlikte yaşamayı beceremiyor artık. Bütün duyuları derin uykulardayken,neredeyse hep kafasıyla yaşıyor yalnızca. Hem de bu arada iki ayağı üstünde yürümesine, konuşmasına, yemesine, gelmesine rağmen. Düşünceler onu tutsak etmişler........Belki keyifle düşünür, ama düşünürken gülmez. Belki üzülerek düşünür, ama düşünürken ağlamaz. İki parçaya bölünmüş bir insan."
Çağımız insanının en büyük sorunlarından bir tanesi. Gerçekliğin yanında zihinde kurulan ve içine hapsolunan o paralel dünya...
"Bir kez gidip gölden su çekmek keyiflidir, hatta belki günde birkaç sefer bile. Ama güneşin doğuşundan batışına kadar, her gün, tüm saatler boyunca gücünün sonuna kadar tekrar tekrar su çekmek zorunda kalan biri, sonunda sinirinden isyan edip elindeki kovayı, bedenini saran zincirleri savurur. Çünkü sürekli aynı şeyi yapmak kadar hiçbir şey zor gelmez insana."
İnsanların "Meslek" adı altında yaptığı işlerin insan üzerindeki psikolojik etkisini mükemmel anlatmış yazar. Çoğumuz bu hayatın içindeyiz. En az birkaç kez, meslek adı altında yaptığımız işlerin çatısı altında monotonlaşan günlerimizi sorgulamışızdır. Bundandır ki başka meslekler ile kendi mesleklerimizi de sık sık karşılaştırırız. Bazı insanlarda bu düşünceler, hasete veya kıskançlığa kadar ulaşabiliyor...
"...O zaman insanlar ondan varlıklı diye söz ederler. Yaşamına gıpta ederler. Ona övgüler düzerler, gururunu okşayan sözler söylerler. Çünkü beyazların dünyasında insanların ağırlığı yalnızca parasıyla, o parayı her gün ne kadar arttırabildiğiyle ve hiçbir depremin zarar veremeyeceği kalın demir kutunun içinde ne kadar biriktirebildiğiyle ölçülür. Yiğitliği,soyluluğu ya da zekasının parlaklığıyla değil."