Kaptan bu kadar hızlı gitme,
Hava güzel deniz güzel yelken yeter bize
Akıntı burnu önümüzde,
Mandalina kokuları sahilden dolsun içimize
Mutluyum diyorum kendime
Sağım solum önüm arkam heryer masmavi
Bu güzel eylül akşamında, kitabım kucağımda
Ne güzel şey uyuklamak
Sana ilk aşık olduğumda
Geceyarısı dolunayda bu koyda yüzmüştük çırılçıplak
Yıllar nasıl aktı geçti
Lacivert mayom eridi güneşten artık Mavi mavi
Bu güzel eylül akşamüstü her yer masmavi
Yatma vakti geldi artık
Rakı balık harikaydı kaptan eline sağlık
Son bir kadeh dostlar için
Artık aramızda olmayanlar,
İnşallah onlar da mutludurlar
Mavi mavi bu güzel eylül akşamüstü her yer masmavi
Haklısınız albayım. Oturdu. Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size: Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor.