Birini sevmeye koyulmak başlı başına bir iş, bir girişimdir. Güç ister, yürek ister, körlük ister. Hatta başlangıçta öyle bir an vardır ki uçurumun üstünden sıçramak ister. Düşünmeye kalkarsan aşamazsın onu.
Beye göre bu at insandan bile akıllıydı, bir konuşmuyordu. Bir de dili olsaydı… Her şeyi, her devinimi anlıyor, dostça, düşmanca, sevgiyle, iyilikle, kötülükle karşılık veriyordu.
Ali Safa Bey:
“ Ben onu severim candan ileri,” diyordu.
“İnsanların yıldızları birbirine benzemez. Yolculuk edenler için yıldızlar yol gösterir. Başkaları için küçük ışıklardan başka bir şey değildir. Bilginler için çözülecek meselelerdir. Benim karşıma çıkan işadamı için altındılar. Gel gör ki tüm bu yıldızlar susarlar. Sense hiç kimsede olmayan yıldızlara sahip olacaksın. Geceleri göğe baktığında, o yıldızlardan birinde yaşadığım, onlardan birinde güldüğüm için, sana tüm yıldızlar gülüyormuş gibi gelecek. Senin gülmeyi bilen yıldızların olacak!”