Otuz yaşına geldiğinde kendi vasatlığıyla barışıyor insan. Gelişme düşü, tekamül arzusu, tek ve özel olduğu vehimlerinin boşunalığıyla yüzleşmesi otuz yaşına tekabül ediyor, sıradanlaşma otuzla başlıyor.
"Ben birisinden çok fazla hoşlandım mı onun adını hiç kimseye söylemem. Onun kimliğinden bir parçayı başkasına teslim etmek gibi gelir bu bana. Gizli kapaklılığı sever oldum zamanla. Çağdaş yaşamı gözümüzde gizemli, büyülü kılabilecek tek şey bu gibi geliyor bana. Gizli tutarsan en sıradan şey bile tatlı, zevkli olabiliyor."