St. Augustine, “Hepimiz idrarla dışkının arasından doğduk” der. Bebeğin günahın damgasıyla dünyaya gelişine dair bu kadın düşmanı yaklaşım, kitonyen dünyanın gerçekliğiyle paralellik gösterir. Ama doğanın, bir kereliğine de olsa, her iki cins üzerinde eşitçe uyguladığı dışkılama, Aristophanes, Rabelais, Pope ve Joyce’da komedi olarak korunur. Dışkılama, yüksek kültürde yerini bulmuştur. Aybaşı ve doğum ise komedinin kaldırabileceğinden fazla vahşet içerir. Onların çirkinliği, güzellikleri sonsuza dek tartışılmış ve değişime uğratılmış kadınların tarihsel konumlarının seks nesneleri olarak uğradığı muazzam yerinden edilmeye yol açmıştır. Kadının güzelliği, tehlikeli arketipik cazibesi ile bir uzlaşmadır ve göze, doğa karşısında entelektüel denetim yanılsamasını kazandırır.