Sevda

Voltaire herkesin kendi bahçesiyle uğraşmasını söylediğinde oyalanmayı kastetmektedir; bilimsel uğraş da böylesi bir oyalanmadır. Sanatın sağladığı ikame niteliğindeki tatminler gerçeklik karşısında yanılsama olsalar da, ruhsal etkinlikleri, fantazinin ruhsal yaşamdaki sağlam yeri sayesinde, hiç de az değildir. Keyif verici maddelerse bedensel yapıyı etkiler ve kimyasını değiştirir. Dinin bu dizi içerisindeki yerini saptamak hiç de kolay değildir.
Felsefe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sırtımıza yüklenen yaşam bizim için fazla ağırdır; pek çok acı, hayal kırıklığı ve üstesinden gelinemeyecek görevler içerir. Yaşamı çekilir hale getirmek için müsekkinlerden vazgeçemeyiz. Böylesi üç tür müsekkin vardır: zavallılığımızı küçümsememizi sağlayacak muazzam oyalanmalar, bu zavallılığı azaltacak dolaylı tatminler, bizi buna karşı duyarsızlaştıracak keyif verici maddeler.
Felsefe
"Kim bilim ve sanata sahipse sahiptir dine de; Kim yoksunsa ikisinden de sarılmalıdır dine!" Goethe, Zahmen Xenien
Patoloji, benin dış dünyayla arasına çizdiği sınırların belirsiz hale geldiği ya da sınırların gerçekten hatalı çekilmiş olduğu pek çok durumu gözlerimizin önüne serer; kendi bedenimize ait uzuvların, hatta kendi ruhsal yaşamımızın kimi parçalarının, algılarımızın, düşüncelerimizin, duygularımızın sanki yabancı ve bene ait değilmiş gibi göründüğü durumlar ve ayrıca açıkça bende ortaya çıkmış olan ve ben tarafından kabullenilmesi gereken şeylerin dış dünyaya atfedildiği durumlar vardır. O halde ben-duygusu da bozukluklara açıktır ve benin sınırları sabit değildir.
Psikoloji
Zevk alan, yaşamdan zor kopar, cefa veya sıkıntı çeken, ölümü bir arkadaş gibi selamlar; ama zevk almak isteyen, neşe ile yaşamalıdır, antik dönemin bağlamında, başkalarının sırtından zevkusefa içinde yaşamaktan, hiç bir zaman merhamet göstermemekten çekinmemelidir, başkalarını arabasının önüne, sabana koşmalıdır, aynı hayvanlar gibi; onun gibi hisseden, zevk almak isteyen insanları, pişman olmadan, onun keyfi için köle yapmalı, hizmetinde sömürmelidir; kendisini iyi hissedip hissetmedikleri, yoksa yitip gittikleri sorulmamalıdır. Her zaman göz önünde tutulmalıdır: beni böylesine, sizi tuttuğum gibi, elinizde tutsaydınız, bana, size yaptığımın aynısını yapardınız, ve ben terimle, kanımla, ruhumla zevkinizi ödemek zorunda kalırdım. Eskilerin dünyası işte böyleydi, zevk ve gaddarlık, özgürlük ve kölelik, her zaman el eleydiler; olimpik tanrılar gibi yaşamak isteyen insanların, göllerine atacakları köleleri ve üzerlerine biraz kan sıçramasından rahatsız olmadan, zengin sofralarında yemek yerken birbirleri ile savaştıracak gladyatörleri olmak zorundadır.
Edebiyat