Sedaa

Sedaa
@Sevgilifurug
“Yüzü çalınmış bir gövde”
Kütüphaneci
Yüksek lisans
99 okur puanı
Ağustos 2023 tarihinde katıldı
8/10
·112 syf.·
2025 39. kitabı
Udi, bana her şey sona erdiğinde geriye benden ne kalacağı, elimde neyin kalmış olacağı sorularını sorduran bir eser oldu. Hayatın içindeki mücadelelerimde asıl gayemin ne olduğu ve bu mücadeleler karşısında nasıl bir duruş sergilediğim üzerine düşünmeme vesile oldu. Kadın kimliği, irade ve varoluş sorgusunu merkeze alan bu eser, bütün kadınların okuması gereken ve okurunu mutlaka bir iç hesaplaşmaya, dolayısıyla bir sonuca ulaştıracağına inandığım güçlü bir metindir. Bana okumamı tavsiye eden canım arkadaşım Ebru Budak ‘a çok teşekkür ederim. Benim güçlü, güzel duruşlu kız kardeşim:) Udi Fatma Aliye Hanım
İnceleme
UdiFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,183 okunma
Reklam
9/10
·724 syf.·
2025 25. kitabı
Oğuz Atay Tutunamayanlar Bazı kelimeler vardır, fazla kullanılmıştır; kirlenmiştir. İnsan, onlarla duygularına dokunmaya çekinir. Oğuz Atay tam da buradan konuşur. Kendini bilmeyen insanın, zamanla nasıl çözüldüğünü; kalabalıklar içinde yetişemeyen bakışları, aynı anda çok şeye maruz kalıp hiçbirine tutunamayan hâlimizi anlatır. Ve yine de… Tanımadan sevdiğimiz insanlar vardır. Kirli sokaklar, yosun tutmuş duvarlar, çarpık taşlı binalar gibi. Birbirine benzemeyen ama derin bir yerde aynı olanlar. Bugün, kelimeleri hâlâ içimize dokunan bir yazarı anarken, belki de asıl soru şudur: Biz mi tutunamadık hayata, yoksa hayat mı bizden hep bir adım önce davrandı? 13 Aralık — Oğuz Atay’ın ölüm yıldönümünde, tutunamayanların sesini hâlâ en sahici yerden duyuyoruz. “Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?”
İnceleme
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
Puan vermedi
Bir kütüphane rafında duran her kitap, sessiz bir öğretmendir. Fakat bazıları vardır ki, kapağını araladığınız anda konuşmaya başlar. Prof. Dr. Teoman Duralı ile Konuşmalar tam olarak böyle bir kitap. Bu kitapta, Duralı hoca bize sadece bilgi sunmuyor; düşünmenin bir ahlâk olduğunu, dilin bir yurt olduğunu ve insanın kendi medeniyet kökleriyle bağ kurmadıkça nefesinin bile yabancılaştığını hatırlatıyor. Onu okurken, bir akademisyenin değil; zamanın ruhuyla hesaplaşmış bir bilgenin yanına oturmuş gibi hissediyorsunuz. Duralı bu söyleşide bize sadece bilgi bırakmıyor; uyanık olmanın, dili korumanın ve köklerimizi unutmamanın bir insanlık görevi olduğunu hatırlatıyor. Onu okurken fark ediyorum ki, bazı kitaplar raflarda durmaz; insanın zihninde yaşamaya devam eder. Duralı’nın cümleleri de böyle: sade, sert ama uyandırıcı. Ve bugün… Onun ölüm yıldönümünde bu kitabı kapatırken içimde tek bir cümle kalıyor: “Düşünmek, insanın kendine karşı en büyük sorumluluğudur.” Prof. Dr. Teoman Duralı ile Konuşmalar
Düşünce
Prof. Dr. Teoman Duralı ile KonuşmalarŞ. Teoman Duralı · Gerçek Hayat Kültür Yayınları · 20227 okunma
Gogh!
8/10
·239 syf.·
2025 26. kitabı
İçim acıdı. Hassas ve duygusal kalan, dünyayı da öyle gören insanlar yaşamayı beceremiyor. Van Gogh gibi... Bir de “sanat” diyoruz. Ortaya bir şey koydu diyoruz. Ebedileşti... Fakat bu uğurda neleri feda ettiğini de bilmek lazım. Gerçekten anlayamıyorum. Bu hayatta, mesleğimi kazanmak dışında kendimi harap ettiğim başka bir şey yok. Düşünceler, iniş çıkışlar ayrı tabii; ben fiziksel ve zihinsel olarak söylüyorum. Ama böyle bir gayem ve amacım olsun ister miydim? Beni tüketeceğini bilmeme rağmen devam eder miydim? Van Gogh kitabında, sanatını yaşatmak için kendini feda ettiğinden bahsediyor. Gerçi Van Gogh gibi insanların bir amacı olmadan yaşayıp günlerini boşa geçirmesi imkânsız gibi geliyor. Bir nevi, bu hayatın güzelliklerinden umut besleyip oyalanmaktı onunki... Yüreği güzel, fakat yaşamı bir o kadar da zordu. Çok sevdiğim bir ressam oldu her zaman. Yaşamına dokununca hüzünlendim. İyi ki hayatımda yerin var, Gogh! Bu hayatta sana hayal kırıklığı kalmış olsa da eserlerinle, yüreğinle güzel hatırlanıyorsun. Amacına ulaştın! Seninle tanışmayı ne çok isterdim! Vincent Van Gogh Theo'ya Mektuplar
İnceleme
Theo'ya MektuplarVincent Van Gogh · Yapı Kredi Yayınları · 20168,1bin okunma
Öyle mi?
9/10
·184 syf.·
2025 27. kitabı
Çok sevdiğim yazarın ilk kitabıymış İnsancıklar. Genelde inceleme yazmam; okurken sıcağı sıcağına kendi kendimle münazara ederim. Fakat bu kitapta, sanırım yumuşak karnıma dokunan bazı hissiyatlarım oldu. Saygıdeğer Makar Alekseyeviç Beyefendinin, pek kıymetli Varvara Alekseyevna’ya yazdığı ilk mektuptaki şu alıntıyla başlamak istiyorum: “Kitapta daha pek çok fikir var ama şimdilik kitabı bir kenara bırakalım.” Evet, kitabı bir kenara bırakalım ve ilk bakışta iki yakın dost gibi görünen karakterlerimizin sevgiyi hangi yolla elde ettiklerini inceleyelim. Eğer bu kitapta karşılıklı sevgi ve dostluk görüyorsa kişi, derim ki: bu hayatta karşılık bulmaksızın sevilmemiştir. Neden mi? Çünkü sevgi koşullara bağlı kalmaz. Sevgi manipüle etmez. Doğrudandır. Yolları çarpık değildir. Ve eğer kişi, Varvara gibi sevgisiz bırakılmışsa, bu manipülasyona açık hale gelir. Yanlış anlaşılmasın, ikisi iyi dost olabilir; paylaşabilirler. Fakat iki samimi insan olduklarını düşünmüyorum — en azından Alekseyeviç açısından. Varvara’yı öyle kendi için seviyor ve ona öyle bağlı kalıyor ki… Her sabah uyandığında yalnızlığından kaçıp sığındığı o “minik kuşçuğu”, ne zaman kendi iyiliği için bir şey düşünse veya yapmaya kalksa, hemen söyleniyor: “Bana bunu nasıl yaparsınız? Beni neden hiç düşünmüyorsunuz? Sizsiz yapamayacağımı bilmiyor musunuz?” Böylece Varvara’yı mecbur bırakıyor, suçlu hissettiriyor. Tutsak bir sevgi bu. Gerçek hayatta da bizi yanıltan, iyi geliyormuş gibi görünen ama hakikatte her şeyi zorlaştıran, ipin ucuna dizilmiş bir ağırlık gibi yaşamın üzerine çöken ilişki biçimi. Ne kötüdür ki, Varvara’yı da en zamansız ve çaresiz anında bulur. Ne kendi düşüncelerine ait olabilir, ne de kendine yetebilir — sürekli başkalarına yetmeye çalışmaktan… Sonunda “Git,” derken bile “Ne yapacağım
İnceleme
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma
Reklam