Ümit özcan

Ümit özcan
@SeyyahUo
Burada yaptığım her eylem, kendime arşiv niteliğindedir.
Vet Hek
PhD
Samsun
12 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
En zoru da kendin ile savaşmak değil midir..
"Ama şans öğesinin olmadığı, bu saf akıl oyunu olan satrançta, kendine karşı oynamanın mantıksal bir saçmalık olduğunu anlamak için fazla düşünmeye gerek yok. Satrancın temelde yatan çekiciliği; stratejisinin iki zihinde farklı şekilde gelişmesidir, bu zihinsel savaşta Siyah, Beyazın o anki hamlesini bilemez ve sürekli onları tahmin etmeye ve hamlelerini boşa çıkarmaya çalışırken, Beyaz buna karşılık Siyahın gizli niyetlerini anlamaya ve onları bozguna uğratmaya çalışır. Ancak Siyah ve Beyazı bir kişi oynuyorsa, mantık dışı bir durum ortaya çıkar; tek ve aynı beyin eş zamanlı olarak hem bilip hem de bilmemek zorundadır."
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Fakir, sıradan ve eğitimsiz halktaki inananları incelemeye başladım;
inanç olmadan yaşamın mümkün olduğu ve bin kişiden birinin inançlı olduğu sınıfımızın aksine, bu sınıftaki insanlar arasında bin kişiden neredeyse biri inançsız oluyordu. Hayatını aylaklık, eğlence ve tatminsizlik içinde geçiren sınıfımızın aksine, bu insanlar hayatlarını ağır işlerde çalışarak geçiriyor ve buna rağmen zenginlerden daha az bir tatminsizlik yaşıyorlardı. Kaderin getirdiği zorluk ve ıstıraplara isyan eden sınıfımızın aksine, bu insanlar hastalıklara ve acılara direnmeden, sorgulamadan, her şerde bir hayır olduğuna dair sarsılmaz bir inanca sarılarak katlanıyorlardı. Bilgi seviyesi arttıkça hayatın anlamını daha az anlayan, acı ve ölümü kötü bir şaka olarak gören sınıfımızın aksine, bu insanlar yaşıyor, acı çekiyor, ölüme huzur ve mutlulukla yaklaşıyorlardı. Bizim sınıfımızda huzur içerisinde, korku ve çaresizlikten uzak bir ölüm nadir rastlanan bir durumken, bu insanlar için ıstıraplı, sert ve hazin bir ölüm en nadir rastlanandı. Ben ve Süleyman için hayatın tek iyi yanı olan bütün o şeylerden yoksundu bu insanlar, buna rağmen en büyük mutluluğu yaşıyorlardı ve insanlığın büyük çoğunluğunu onlar oluşturuyordu. Gelenek görenekleri, bilgi birikimleri, eğitimleri, toplumsal sınıfları sonsuz farklılıkta olan bu insanlar, benim ve cehaletimin aksine, yaşamın ve ölümün anlamını biliyor, huzur içinde çalışıyor, zorluklara ve acıya göğüs geriyor, yaşayıp ölüyor ve bunu beyhude değil, hayır olarak görüyorlardı.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Felsefe
Öcü
“Cehalet bir şeyi bilmediğinde, bilmediği o şeyin ahmakça olduğunu söyler.”
Sayfa 64·Kitabı okudu
Felsefe
“İnançtan kopuşum, bizimle benzer sosyal ve kültürel yapıdaki insanlara olduğu gibi ve hep olacağı gibi gerçekleşti. Bana kalırsa, çoğu durumda şöyle gerçekleşiyor: insanlar herkesin yaşadığı gibi yaşıyor, fakat yine bu insanların hepsi din öğretileriyle hiçbir alakası olmayan ve çoğunlukla bu öğretilerle çelişen prensiplere göre yaşıyor. Din öğretilerinin hayatta bir yeri yada insan ilişkilerinde bir rolü yok. Din öğretileri başka bir diyara bırakılmış, hayattan ayrı ve bağımsızdır.”
Felsefe
cümle böyle :( başladı, böyle :)bitti.
“Biri bana insanların arasındaki bağların gülüşlerle, özellikle de paylaşımla, paylaşımdan ortaya çıkan yoksunlukla şekillendiğini söylemişti. Bunun nedeni belki de gecenin ortasında birinin gözyaşlarının diğerini de ağlatması, otistik oğlumun sonunda hayatının ilk üç ya da dört yılında görmezden geldiği ağabeyi Pascal'ın varlığının bilincine varmasıydı. Henri bugün artık Pascal'ın kolları arasına çöreklenmekten, yabancıların önünde onun arkası- na saklanmaktan gözle görülür bir şekilde zevk alıyor. Belki de tüm o bölünen, rahatsız uykular sayesinde Pascal da artık kardeşinin takıntılı katılığına uyum sağlayabilmek ve onun güne öfkelenmeden, yersiz tedirginlikler yaşamadan başlayabilmesi için kendi isteğiyle sağ tekinden önce sol ayakkabısını giyiyor."
Sayfa 57·Kitabı okudu