Sezer Aygün

Sezer Aygün
@Sezay1111
Çevirmen/ Yazar/ Oyun ve Masal terapisti / Zühre dergisinde köşe yazarı
GATA Askerî Hemşirelik-Bilkent Üniversitesi İngilizce Çevirmenlik-Anadolu üniversitesi Sosyoloji
Ankara
12 Ekim
121 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Puan vermedi·208 syf.·
2026 7. kitabı
Yıllarca emniyet teşkilatında görev yapmış emekli bir il emniyet müdürü olan Ercan Taştekin’in yazdığı Satılık, bana sürekli şu soruyu sordurdu: "Bu anlatılanlar kurgu mu, yoksa gerçek mi?" Sonradan bir röportajında gerçeklerin ve yaşanmışlıkların üzerine inşa edilmiş bir kurmaca olduğunu öğrendim. Kitap, salt bir polisiye olmanın çok ötesine geçerek, hem insan ruhunu güzel tahlil etmiş hem de içinde bulunduğumuz zamanı. Dolayısıyla bu zamanın ötesinden geleceklere güzel bir toplumsal hafıza niteliğinde. Suçun ve suçlunun Anatomisine, insan psikolojisine, yazarın en az bir psikolog ya da psikiyatrist kadar hakim olabilmesi de beni oldukça şaşırttı. İlk bakışta çok şaşırtıcı gelen bu durumu üzerine düşündüğümde muazzam bir mantık zeminine oturttum. Suç ve suçluyla sürekli burun buruna yaşayan, "insan"ı çözmek zorunda olan bir meslek grubunun, insan psikolojisini göz ardı etmesi zaten imkansız. Bir suçluyu yakalamak, sadece delilleri değil, onun zihnini, motivasyonlarını ve ruhsal kırılmalarını takip etmeyi gerektirir. Yazar, mesleki dehasını ve gözlem gücünü karakter analizlerinde o kadar net hissettiriyor ki, sayfalar arasında adeta bir insan sarrafıyla yürüdüğünüzü anlıyorsunuz. Satılık, adeta okuru içine çekiyor. Normal şartlarda filmlerde ya da dizilerde kurgunun büyüsüne kapılıp gerçek hayattaki karşılıklarını sorgulamamak için mesafeli durmaya çalışırım. Bu kitapta da aynısı oldu. Kitaptaki sorgulama sahnelerinde, karakterlerin verdiği her yanıtta kendimi derin bir içsel sorgulamanın içinde buldum: "O böyle yanıt verdi ama acaba gerçekte nasıl olurdu? Ben olsam ne yapardım?" Olayların içine çekilmemek, dışarıda kalıp sadece "okuyucu" olarak kalabilmek bu kitapta büyük bir irade savaşı gerektiriyor. Bazı olaylar gerçekten "Hüsnü’ye Sormaya Gerek Yok"
SatılıkErcan Taştekin · Dark İstanbul · 20268 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·524 syf.·
2026 6. kitabı
Masumiyet Müzesi, okurken zaman zaman uzun betimlemeleri ve yayılmış cümle yapısıyla sabrımı zorlasa da, satır aralarında yakaladığım insan doğasına dair tespitleriyle iyi ki bırakmadım dediğim bir kitaptı aslında. Kitabı sadece bir aşk hikayesi olarak değil, 70’li ve 80’li yılların Türkiyesiin politik, siyasi ve sosyal hayatına tutulmuş bir ayna olarak görülebilir. Romanın en etkileyici yanlarından biri, toplumun kolektif bilincinde yer alan ama yüksek sesle dile getirilmeyen detaylara dokunmasıydı. Masonlar, Yahudiler ve Rumlar üzerinden yapılan o ince tanımlamalar hikayeyi çok daha katmanlı yapmış. Kitabı benim için özel kılan şeylerden biri de hikayeyle kurduğum kişisel bağlardı. Romanda tam da kendi doğum günümde geçen bir olaya rastlamak, İstanbul’da çalıştığım iş yerinin adını görmek ve çok sevdiğim sokakların isimlerini adım adım takip etmek, okuma deneyimini bir romanın ötesine taşıyıp beni hikayenin bir parçası haline soktu. Hikayeyi Kemal’in ağzından dinlesek de, zihnimde sürekli şu soru döndü: "Bu hikaye Sibel’in gözünden nasıl olurdu?" Kemal’in saplantılı dünyasının gölgesinde kalan Füsun’un perspektifi, anlatıyı nereye taşıyabilirdi? Füsun ise ne yazık ki pek çok klasik anlatıda olduğu gibi "susturulmuş" bir karakter. Hikayenin sonundaki Füsun’a biçilen rol benim için oldukça şaşırtıcı ve bir o kadar da sorgulatıcı bir sondu. Kurgu boyunca bırakılan işaretler ve detaylar, zihnimde cevapsız kalan pek çok soru işareti yarattı. Ayrıca her ne kadar kitabın sonunda cevabını vermiş olsa da, Füsun'un trajik sonu ve Kemal'in takıntısı Orhan Pamuk’un ölümsüzleştirmek için yazdığı gerçek bir aşk hikayesi miydi? Diye sormadan da edemedim. Son olarak, Onlarca yıla yayılan bu uzun aşk (ya da saplantı) hikayesindeki karakterlerin psikolojik analizini ayrıca
Hayata Dair
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Çöl Çiçeği
Puan vermedi·256 syf.·
2026 5. kitabı
Çöl Çiçeği, benim hiç bilmediğim ve tanımadığım bir kültürün içinden gelen bir hayatı anlatması açısından oldukça ilginç bir kitaptı. Kitapta insanların hayatı algılama biçimini, sevdikleri şeyleri, yemek yeme alışkanlıklarını, aile ilişkilerini, gülmelerini ve eğlenmelerini onların bakış açısından görmek benim için oldukça etkileyiciydi. Farklı bir kültürün dünyasına girmek, insanın kendi bakış açısını da genişletiyor. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey ise baş karakterin inanılmaz derecede güçlü bir kadın olmasıydı. Ancak bu güç, beraberinde büyük zorlukları da getiriyor. Bu durum bana şu soruyu düşündürdü: Acaba güçlü insanlar her zaman zorluklarla mı karşılaşır? Güçlü olmak, zor bir hayatı da beraberinde mi getirir? Yoksa güçlü bir insanın hayatının daha kolay olması da mümkün müdür? Kitap bu soruları zihnimde sürekli canlı tuttu. Bunun dışında kitap, insan doğasına dair önemli gerçekleri de gösteriyor. Özellikle insanların cehaleti, körleşmiş bir şekilde hiçbir şeyi görmemeleri, bakmamaları ve var olan yanlışları değiştirmek istememeleri dikkat çekici bir şekilde anlatılıyor. Bu durum, insanlığın bazı konularda ne kadar dirençli ve kapalı olabileceğini gösteriyor. Kitabın merkezinde yer alan en önemli konulardan biri ise kadın sünneti. Kitap, bu uygulamanın hâlâ günümüzde bazı yerlerde devam ettiğini vurguluyor. Bu durum hem üzücü hem de düşündürücü. İnsan hakları ve özellikle kadınların yaşadığı acılar açısından okuyucuyu derinden etkileyen bir konu. Genel olarak Çöl Çiçeği, dili akıcı olan ve okuyucuyu içine çeken bir kitap. Ancak asıl etkisi, insanı sorgulamaya itmesinde yatıyor. İnsan doğasını ve toplumları sorgulatıyor. Yani bende böyle oldu. Keyifli okumalar
1000Kitap
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,6bin okunma
Puan vermedi·344 syf.·
2026 4. kitabı
Oldukça öznel bir yorum olacak. Nihan Kaya bir yerde şöyle diyor: “Okur bana ‘Duygularınızı ne kadar güzel ifade etmişsiniz’ derse, edebi bir eser çıkarmadığımı düşünürüm.” Bu kitap edebi bir eser değil ama edebi bir eseri ortaya çıkarmaya cesareti olanlara çok anlamlı bir altyapı ve bakış açısı sunuyor. Dolayısıyla ben kitabın ne kadar güzel olduğu ile alakalı onun sevmediği cümleyi asla ona söylemeyeceğim. Ama şunu söyleyebilirim: Yazma Cesareti’ni okumasaydım eksik kalırmışım.
Yazma CesaretiNihan Kaya · İthaki Yayınları · 2019322 okunma
Puan vermedi·72 syf.·
2026 3. kitabı
İki Aynalı Ev, çok sade bir anlatıma sahip ama bazı bölümleri inanılmaz derecede etkileyici. Hani okurken bir anda durup “aha!” dersin ya… Ben o anı resmen yaşadım. Sonuna geldiğimde ise tamamen dağıldım. Dayanamadım ve yazara doğrudan mesaj attım: “Yasemin Hanım bu nasıl bir son, beni mahvettiniz,” diye. Çok beğendim. Okumanızı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Edebiyat
İki Aynalı EvYasemin Talaz Bayraktaroğlu · Banliyö Kitap · 20238 okunma