Halime Toros, gezi türünde yazdığı Asya’nın Kandilleri kitabına eski Türk ve İslam uygarlıklarının bilim, edebiyat, musiki, felsefe, matematik, astronomi, coğrafya, tarih, dil, tıp alanlarında yetişen ve/veya kendini yetiştiren alimleri tanıtmakla ve o alimlerin yaşadığı yıllardaki önemli bilgileri aktarmakla başlamış.
Kitapta anlattığı alimler; Harezmi, İmam Buhari, Farabi, Biruni, İbni Sina, Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacip, Ahmet Yesevi, Abdülkadir Meragi, Uluğ Bey, Ali Kuşçu, Ali Şir Nevai ve Fuzuli’dir. Kitabın bundan sonraki kısmı da ikiye ayrılmış: Türk-İslam uygarlıklarındaki bilim merkezleri ve kronolojik olarak Türk-İslam uygarlıklarının bilimsel, siyasal açıdan sıralaması. Gezi notlarında gezmiş olduğu yerlerin eskiden ve şimdiki hallerini karşılaştırıyor ve bundan üzüntü duyuyor, çünkü bir zamanlar bilimin merkezi olan yerler bugün fakirlikle sınanıyor. Kronolojik sıralama ise M.Ö. 7. yüzyılda Zerdüşt’ün doğumuyla başlayıp 1556’da Fuzuli’nin ölmesiyle bitiyor. Tarih akışında tarihi bilgileri, Türk-İslam bilim tarihini, alimlerin doğum-ölümlerini, yaşadıkları tarihin akışını değiştiren önemli olayları, savaşlarda büyük kütüphanelerin yakılmasını konuyla ilgili diğer kaynaklardan alıntılar yaparak sunmuş.
Kısaca bu kitapta Türk-İslam uygarlıkları döneminin yaşayan büyük alimlerinin ne kadar büyük çalışmalar yaptığı, hepsinin bilgiye ulaşmak için diyarlar gezdiği, birçok dil öğrendiği, ancak eskiden bilimde parlak dönemini yaşayan Türk-İslam uygarlıklarının çalışmaları kestiği anlatılıyor. Kitapta beni etkileyen alıntılar şunlardı:
“Batı’nın iki yüz yıldan beri dudaklarını ayırmadığı o büyülü ırmaktan biz ne zaman içeceğiz?” (s. 58)
“Her doğan ölümlüdür ama onun bir sözü, ölümsüz bir eser olarak kalabilir” (s. 95)
Yıldız cetvellerinin giriş bölümünde