Yıldan yıla, mevsimden mevsime, günden geceye artarak büyüyen bir çoraklık, bir başka kısırlık olmalı bu. Kelimelere dahi bulanan bir koygun bir sis sanki üzerimizdeki. Her bir münasebeti ele yüze bulaştıran bir beceriksizlik ardından hep bir yeniden başlama hissiyatı galiba bizdeki.
Nerden peki ? Nerden başlarsak doğrultabiliriz omurgamızı, hangi yargı affedebilir kabahatlerimizi, hangi merhametli el iyileştirebilir rikkatli mi, yorgun mu, taşlaşmış mı olduğunu kestiremediğimiz göğsümüzdekini ?
Aleyhe kastettiğini yeni yeni anladığımız hakir zamanla hangi misakla nasıl uzlaşı kurulabilir bu yaştan sonra, bilmediğini söyledin daha demin. Düşüşlerimizin sertliğiyle dolanıyordu senden benden başkasına yaramayan sersem kafalarımız. Hayatın yordamını bilmiyorduk elhak. Kendi yolumuz çıkmaz, başkalarınki zelil ve basitti illa ki.
Avuntu nerdeydi peki ? İşrette mi, ruhsal hummalarda mı, kesif melankolilerde mi ? Mebzul yenilgilerle dönülen küçücük evlerimiz neden dar idi böylesine, şehirlerimiz neden ürpertili ?