Nisan gelmişti yeniden, hava güzeldi, mezarlar kışın verdiği kasvetli, iç acıtıcı görüntüden kurtulmuş olmalıydı. Hem de hava, yaşayanların ölüleri hatırlayacakları, gidip onları ziyaret edecekleri kadar sıcaktı.
Kuşkusuz, ele aldığım küçük konudan bu büyük sonuçlara ulaşma isteğim oldukça cüretkar görünüyor olmalı ama ben, büyük şeylerin küçük şeylerde gizli olduğuna inananlardanım. Çocuk küçüktür ama insanı içinde barındırır, beyin küçüktür ama düşünceyi içinde saklar, göz bir noktadır ama uzakları kucaklar.
Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.
Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!..