'Eğer...
biri için,
bir şeyi düzeltme,
onu yeniden mutlu bir insan haline getirme
imkânın olsaydı...
ama yalnızca tek bir şansın olsaydı,
ama işe yaramama ihtimali de olsaydı,
ne yapardın?
Dönüp ona bakıyorum. Yüzüm ifadesiz, gözlerim yaşlı değil ama onunkiler parlıyor ve içlerinde acı çeken bir şehrin değişken ışıkları yanıp sönüyor. Elini elimin üstüne koyuyor ve etrafımızdaki her şey sessizleşiyor.
Kendi sessizliğimizin içinde birbirimizi duyuyoruz.
Onunlayken zaman huzurlu ve rahat geçiyor. Kalbim gülümsemem için çaba harcasa da vücudum ve yüzüm kaskatı, duygusuz kalıyor. Hâlâ suçluluk duygusuyla dolup taştığım için herhangi bir mutluluğun gelip beni bulacağına inanmıyorum.
Beklenti dolu gözlerimi onun gözlerine diktiğimde "Henüz değil," diyor. Adımlarının hızlanacağı, yüzünün bir gülümsemeyle aydınlanacağı ve başını aşağı yukarı sallayacağı günün gelmesi için yaşıyorum.