Borges’in görme yetisini kaybettikten sonra yayımladığı Kum Kitabı, yazarın otobiyografik ögeleri fantastik edebiyatla harmanlandığı son öykü kitabıdır. Kum Kitabı; mitoloji, felsefe, tarih üzerinde yürüyen büyülü gerçekçi on üç öyküden oluşuyor. Kitaba adını veren Kum Kitabı öyküsü başta olmak üzere Ayna ve Maske, Öteki, Kongre, Undr gibi öyküler, okuru alışıldık zaman-mekân algısından uzaklaştırarak sonsuz olasılıklarla dolu bir evrenin kıyısına götürür.Anlaşılması pek kolay bir yazar değil Borges.Bu sebepten kendi de kitabın sonundaki Sondeyiş bölümünde öykülerle ilgili açıklayıcı bilgiler vermiş. Kitaptaki ilk öykü “Öteki” tam bir Borges öyküsü.Sondeyiş’te belirttiği üzere Borges burada, Stevenson’un birçok kez kalem oynattığı “çift” konusunu ele alıyor. Bu öyküde genç Borges ile yaşlı Borges karşılaşırlar. Çok enteresan bir sohbet gerçekleştirirler. Herakleitos’tan, Dostoyevski’den, Ruben Dario’dan, Verlaine’den, Walt Whitman’dan, Lazarus’tan, Şimon Jichlinski’den,Elias Regules’ten, Waterloo Savaşı’ndan bahseder. Ve iki Borges birbirlerine sarılmadan ayrılırlar. Son öykü Kum Kitabı için en enterasan öykü diyebilirim. Bir kitap düşünün, bir sayfasını açarak köşesinde çizilmiş bir çapa görüyorsunuz. Kitabı kapatıp tekrar o sayfayı açınca artık çapa yok. Ya da kitabın ilk sayfasına elinizi koyuyorsunuz ama elinizle kapak arasında birçok sayfa var, adeta sayfaları çevirdikçe kitaptan yeni sayfalar fışkırıyor. İncil satan bir adam bu Tılsımlı kitabı yazarla takas eder. Ancak kum gibidir kitap, ne başı vardır ne de sonu. “Sonsuzluk”u sembolize eder adeta. Bu kitabı tehlikeli bulup yakmak ister yazar ama vazgeçer. Çünkü sonsuz bir kitabın sonsuz dumanının gezegeni boğmasından korkar. “Irmağın bana zamanı düşündürmesi kaçınılmaz bir şeydi.” “Gerçekte, uykudan uyanıp da