Civaknas

Puan vermedi·151 syf.··
2022 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2022 23:24
Aslında iyi insan yoktur, iyi eylem ve düşünceler vardır; genellikle zamanında anlaşılmaz ya da çok cılız olarak görünürler. Tabi zaman bunları bir şekilde gün yüzüne çıkartır; ama köprünün altında çok sular akmıştır. Geriye silik bir tılsım olarak kalır, isteyen kendine göre uyarlar. Bu yüzden iyi insan aramak beyhude bir uğraş olduğu kadar, sürekli iyi olmakta mümkün değil; en iyisi “iyi”- ki bu kavram başlı başına görecelidir- olmak yerine, kötülük yapmamaya çalışmak bence daha makul bir tutum olabilir.
Sezuan'ın İyi İnsanıBertolt Brecht · İzlem yayınları · 1975158 okunma
Reklam
Puan vermedi·198 syf.··
2022 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2022 16:59
Kötülüğün her ne kadar tarafları varsa da, kötülüğün bir şekilde her kese dokunduğu, etkilediği ve bir parçası haline getirdiğine dair çarpıcı bir kitap. Bu bağlamda sessiz kalmamız ya da durumun dışında olmamız, yaşananlar karşısında zevahiri kurtarmaz; böyle anlar da durumun bilfiil mesulleriyiz. Ve kitap bu durumu çok iyi yansitmistir.
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,6bin okunma
Puan vermedi·280 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
·
180 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2020 22:36
Labirentdeki Latin Amerika Márquez, kitabın adını, “Labirentdeki Latin Amerika” koysaydı da olurdu. Tarihsel anlamda Latin Amerikaya baktığımızda, Bolivar’ın yaşamında pek farklı olmadığını görüyoruz. Devrimler, savaşlar, yıkımlar, suikastlar, sefalet ve kaos hiç eksi olmamış! Márquez, büyülü gerçekliği ile bu kitapta tarihe mal olmuş Latin Amerika’nın özgürlük sembolü kurtarıcı Simon Bolivar’ın yaşamını, yıllarca yapmış olduğu kaynak taraması ve araştırmalar sonucu bir kurgu içersinde sunmaktadır. Márquez, Bolivar’ın ömrünün sonlara doğru hastalığın ağırlaştığı dönemde Magdalen ırmağı üzerinde yapmış olduğun on beş günlük yolculuğa değinmektedir. Balivar’ın bu yolculuk esnasında yaşamış olduğu zorluklar ile birlikte bizi sık sık geçmişine götürmektedir. Bolivar, Avrupa’ya yaptığı gezileri, girmiş olduğu savaşlar ve kazandığı zaferler, Napolyon’a olan hayranlığı, masonlukla olan ilişkisini, gelgitli özel yaşamı, kitaplara olan ilgisini, uğradığı suikastlar ve ihanetleri tanık oluyoruz. Her şeyden önce Bolivar gibi tarihi bir karakter, sıradan bir insan gibi resmettmeyi başarmıştır. Simon Bolivar kırk yedi yıllık ömründe, Latin Amerika’yı İspanyol sömürgeciliğinde kurtarmıştır. Latin Amerika da birçok özgür devletin kurulmasına öncülük etmiştir. Hata günümüz ulus-devletlerin ilk örnekleri olarakta gösterilebilir. Ancak hem yaşadığı dönem de hem de günümüzde toplumsal kargaşa ve kaosu çözüm bulmamıştır. En büyük hedefi birgün Latin Amerikayı bir çatı altında toplayın, toplumsal adaleti sağlamaktı. Márquez’in okumadığım tek romanıydı. Diğer romanlarına nazaran daha az karmaşık diyebilirim. Latin Amerika’nın sosyolojik arka planın anlamak içinde ufuk açıcı bir roman diyebilirim.
Labirentindeki GeneralGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 2016568 okunma
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2017 7. kitabı
İçimizdeki “Amok Koşucusu” Amok, bir tür hastalık biçim, bir cinnet halini ifade etmektedir. Kaynağını belirsizlikte alan, bir anda vuku bulan ve genellikle sonu yıkımla biten bir hastalık biçimi. İnsanlık birçok amansız hastalığı görmüştür. Ve her biri toplum hafızasında derin izler bırakmıştır. Ama hepsinin ortaya çıkışı, yayılışı ve sonucu beli bir zamanı kapsamıştır. Ancak“Amok” hastalığı için böyle bir şeyden söz etmek zor; anda başlayıp, anda yok eden bir hastalık, yada bir metafor. Hikaye, Stefan Zweig’in, “Amok Koşucusu” kitabında anlatılmaktadır. Uzakdoğu sömürge toplumlarda bir doktorun yaşadıklarına dayanmaktadır. Doktor, Malezya’da insanlar bir şeyler içerken aniden yerlerine fırlayaraka ve ellerine aldıkları her hangi kesici bir araçla koşmaları ile başlar, bu esnasında önüne çıkan her şeyi yıkıp, parçalayan bir cinnet halidir. Ancak koşanı ya biri tarafında vurularak durdurulur yada bir noktada sonra kalbi dayanmayıp, ağzında salıyalar akıp ölmesi ile genellikle bitermiş. Doktor, başından geçen bir olaydan yaşadığı pişmanlıktan kaynaklı bir “Amok” gibi yollara düşer. Doktorluk yaparken yanına gelen bir kadının duygusal yaklaşımından dolayı yardımcı olmaz. Böylece aklın ve duygunun çekişmesinde, duygunun galip gelmesi ve sonrasında, mesleki etiğin vicdan üzerindeki ağrılığında kurtulma isteği, onun kadının peşinde deniz yolculuğuna çıkmasına sebep olur. Ve nitekim yazar sonunda bir “Amok” gibi kalbi, Alman Nazi zulmüne karşı dayanmayıp intiharla son bulur. Gündelik yaşamımızda her olay, hikaye ve anlatının insan yaşamında bir hakikatı ifade eder. Kurgu oldukları kadar aynı zaman da gerçeklerdir. İnsan yeteri kadar göre bilseydi yaşadığı trajedinin boyutlarını, belki bu kurgusal metin ve görsellere bu kadar şaşmazlardır. Doktorun çelişkileri ve
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,5bin okunma
Ortadoğu: Bir Şiddet Tarihi
8/10
·390 syf.··
Beğendi
·
2018 25. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2018 00:48
Hamit Bozarslan, yapmış olduğu çalışmalara öznel yargılarını katmadan, nesnel verilere göre olay ve olguları değerlendiren ender sosyalbilimcilerden bir tanesidir. Yazdığı eserler adeta bir alanda nasıl çalışma yapılacağını gösteren iyi birer örnektir. Bu kitapta da aynı yöntemi izlemiştir. Ortadoğu gibi karmaşık ve hemen her gün değişen olay ve olguları açıklamak kolay değildir. Yazar bu karmaşa ve kaosu çok güzel ve yalın biçimde işlemiştir. Ortadoğu’daki kültür, inanç, etnik ve sosyal çelişki ve çatışmaları temellerine kadar inerek irdelemeye çalışmıştır. Özelikle 1-2. Dünya savaşların sonucunda Ortadoğu coğrafyasını adeta cetvellerle çizilmesinin, günümüzdeki yaşanan problemlerine neden olduğuna ışık tutmaktadır. Başta Arap devletlerin iktidar çekişmeleri, İran ve Türkiye ulus ve mezhep problemleri, Kürtlerin ve Filistin’lerin kendi kaderini tayin hakkı vb. temel sorunlar önemli konuların başında gelmektedir. Bunun yanında kapitalist devletlerin sömürü politikaları ve petrol gibi değerli madenler üzerindeki kirli politikalar ve daha bir çok etmen söz konusu. Başta ABD ve Sovyetler’in Ortadoğu’ya müdaheleleri, Ortadoğu devlet ve toplumların tepkisel çıkışları bir çok yeni çıkmazlar yaratmıştır. Kitapta bu çıkmazları, işgal, özgürlük, direniş, şehit, cihad, devrim gibi kavramlarla açıklanmayacak kadar bir derinliğe sahip olduğunu vurgulamaktadır. Bu kavramları, tarafların sürekli kullanılması bir nokta da sonra siyasi bir amaçtan başka bir karşılığı yoktur. Oysa her gün yüzlerce insan ölüyor yada yersiz yurtsuz kalıyor. Kısacası kitap Ortadoğu kaosuna bir projektör işlevini görmektedir. Ezberci ve şabloncu söylemlere takılıp kalmadan bu coğrafyadaki gelişmelere bakmak için seçkin bir kaynak. Bilip bilmeden savunduğumuz şeylerin bir de arka planları var. Bu yüzde
Ortadoğu: Bir Şiddet TarihiHamit Bozarslan · İletişim Yayınları · 201543 okunma
Reklam