Ben Tanrı'dan bile korkardım. Tanrı'nın sevgisine değil, gazabına inanırdım. İnanç. Bu yalnızca Tanrı'nın kırbacını yemek üzere mahkemeye çıkıyormuşum gibi bir histi. Cehennemin varlığına inansam da cennet benim için yoktu.
Ne garip, insan daima, yani kocamış bir ihtiyar bile olsa, çocukluğunda gizli. Hatta belki çocukluğun tek bir anında. Bir kokuda, dokunuşta, sözde, tebessümde yahut gözyaşında. Çocukluk dediğimiz şey, kendi sırrında kırılmış bir ayna gibi, baktıkça batıyor insana.
Bütün bir seneyi böyle numara yaparak geçirmek zorunda kalacaksam, öyle yapacaktım. Sahte gülüşlerim sonunda gerçek olana kadar bol bol gülümseyecektim.