İşte o yaşlı kadın benim...
Kitapların arasında ölmeyi kabul eden
Şimdi bu yaşlı kadını öğrenmek için gidin ve bu kitabı hemen okuyun... Kült kitaplar listeme girmeyi başarmıştır...
Mistik yunan mitelojisinin ağları ve kilisenin ikonaları ile bezenmiş şiirler, zaman zaman slavlara ve frenklere atılan taş ve milliyetçi bir bakış açısıyla yazılmış. Güzel bir yapıt ama önerebileceğim bir kitap değil. Nobel ödüllü olduğunu görünce insan Neruda bekliyor Bukowski bekliyor... Ancak şu da bir gerçek ki şiir kendi dilimizde çok daha şık duruyor.
Sayfa sayısına bakıp aldanmayın. Her bir sayfa, her bir pasaj öyle derinlemesine incelenmeli ki, okurken bazen saatlerce kendinizi bir cümleye bakarken görüyor, cümleler arasında kayboluyorsunuz. Alın yazınızı ancak alın terinizle değiştirebileceğinizi, öğreniyor hukuktan kadına, çocuklarla iletişimden uyku düzenlerine kadar bir çok konuda "vay anasını" diyorsunuz...
Kitabın sonlarına doğru anlıyorsunuz ki Pensilvanya Üniversitesinde bir doktora çalışmasının notlarını okuyorsunuz. Kitap çok akademik geldi bana. Ancak en çok ilgimi yahudi diasporasının edilgenliği ve sebetay sevi'nin İzmir de doğmuş olması çekti.
Satır satır ezberlemek için okumanız gereken bir kitap. Savaşın yoksulluğa vurduğu kırbaçla irkilen insanı anlatıyor. Bütün meyveler gidiyor sonra koca bir çınar kalıyor hanede. Ve son meyve gülerken kendinizi tutamıyor ağlıyorsunuz. Okuduğumda en çok etkilendiğim ve duygulandığım kitaptır...