Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda zihninizde tek bir karakter kalmaz aksine farklı coğrafyalardan insanların hayatları iç içe geçer ve uzun süre sizinle yaşamaya devam eder. Saç Örgüsü de tam olarak böyle bir kitap. Laetitia Colombani, birbirini hiç tanımayan üç kadının hikayesini öyle incelikle örüyor ki, kitabın adı bir metafordan öteye geçip anlatının ruhuna dönüşüyor.
Hindistan’da kast sisteminin en alt basamağında yaşam mücadelesi veren Smita, İtalya’da aile mesleğini ayakta tutmaya çalışan Giulia ve Kanada’da başarılı bir avukat olan Sarah… Üç farklı ülke, üç farklı hayat, üç farklı mücadele. Ama ortak bir nokta var. Hepsi bir şekilde kendi kaderlerini yeniden yazmak zorunda kalıyor.
Kitapta en çok hoşuma giden şey, Colombani’nin abartıya kaçmadan güçlü bir duygusal etki yaratabilmesi oldu. Her karakterin hikâyesi kısa ama etkili bölümlerle ilerliyor. Özellikle Smita’nın yaşadığı toplumsal baskı ve kızının daha iyi bir hayat yaşayabilmesi için verdiği mücadele oldukça çarpıcı. Giulia’nın aile geleneği ile modern dünyanın gerçekleri arasında sıkışması ve Sarah’nın başarı odaklı hayatının kırılma noktası ise hikâyeye farklı bir derinlik katıyor.
Anlatım oldukça akıcı. Bölümler kısa olduğu için kitap neredeyse kendini okutuyor. Bir bölüm bittiğinde diğer karakterin hayatına geçmek ilk başta küçük bir merak duygusu yaratıyor, ama ilerledikçe bu geçişler kitabın ritmini oluşturuyor. Üç hikâyenin nasıl bağlanacağını merak etmek, sayfaları hızla çevirmeye neden oluyor.
Saç Örgüsü, kadınların dayanıklılığı, seçimleri ve umutları üzerine sade ama etkileyici bir roman. Büyük olaylardan çok insanların iç dünyasına odaklanıyor. Bazen bir hayatın değişmesi için küçük bir cesaret anının yeterli olabileceğini hatırlatıyor.
Eğer kısa sürede okunabilecek ama