Kitabevi’ni okurken sanki biri karşıma oturmuş da hiçbir şey sormadan benimle susuyormuş gibi hissettim. Ne öğüt veriyor, ne “geçecek” diyor, ne de umut pompalıyor. Sadece orada. Ve bu, insanın başına gelen en yumuşak şeylerden biri. Çünkü bazı günler iyileşmeye değil, anlaşılmaya ihtiyacımız oluyor.
Yeongju’yu okurken kendimle karşılaştım. Çok yorulmuş, ama neden yorulduğunu anlatacak kelimeleri kalmamış hâlimle. Onun hayatı bırakışı büyük bir kopuş değil; daha çok içinden sessizce çekilme. Bağırmadan, kapıları çarpmadan, kimseye hesap vermeden. Kitabevini açması bana cesur değilmiş gibi geldi önce. Sonra düşündüm: Belki de en zor cesaret, “ben böyle devam edemiyorum” demek ama bunu dramatik bir şekilde bile yapamamak.
Kitabevi benim için bir dükkân olmadı. Orası, dünyanın senden bir şey beklemediği nadir yerlerden biri gibi hissettirdi. Kimse “daha iyi olmalısın” demiyor, kimse seni hızlandırmıyor. İnsanlar geliyor, kitaplara dokunuyor, biraz oturuyor ve gidiyor. Hayatlarının çözülmesine gerek yok. Sadece bir süre durmaları yetiyor. Okurken içimden şunu geçirdim: Keşke gerçek hayatta da böyle alanlar olsa. Hiçbir şey kanıtlamadan var olabildiğimiz yerler.
Kitap çok yavaş. Ama bu yavaşlık boş değil, tam tersine dolu. Her cümle sanki “acelem yok” diyor. Okurken bazen durup kitabı kapattım, çünkü bir satır bir yerime fazla geldi. Bu kitap okunmuyor aslında, insanın içine doğru akıyor. Fark etmeden kendi yorgunluğunu, ertelenmiş hayallerini, “ben ne zaman bu kadar uzaklaştım kendimden?” sorusunu çıkarıyor ortaya.
Bittiğinde mutlu hissetmiyorsun.
Ama hafiflemiş oluyorsun. Sanki biri sana şunu söylemiş gibi: “Sorun sende değil. Hayat bazen gerçekten fazla.”
Kitabevi bana mucize vaat etmedi. Ama bana şunu verdi: Kendime biraz daha nazik davranma izni. Ve galiba şu
Ne kadar çok insan korktuğu için, ya pişman olursam diye düşündüğü için bitirmeye cesaret edemeyip geçiştiriyor, biliyor musun? Ben de öyleydim işte. Ama artık özgür hissediyorum.
Çok dikkatli ve titizlikle okumayı, kendi yüzeysel düşüncelerimle tatmin olmamayı ya da başkalarının sıradan görüşlerini hemen kabul etmemeyi öğrendim.