Çünkü insan denen mahlukun en önemli niteliklerinden biri unutmaktı. İyiliği de kötülüğü de, acıyı da mutluluğu da, korkuyu da sevinci de unuturlardı. O yüzden aynı hataları tekrarlarlardı.
Sandalyede, tam da cebimdeki telefon kulaklığına uyan bir giriş var. Ucunu sandalyeye, kulaklığı da kulaklarıma takıp dinlemeye başlıyorum. Ve bir insan sesi duyuyorum. Geçmişten gelen bir ses olduğu için cızırtılı. Benden önce o sandalyede oturmuş olan insanın konuşmalarını dinliyorum.
Gülümsüyorum çünkü tam olarak şöyle diyor: ''Ah şu masaların, sandalyelerin bir dili olsa!''