Masanın yanına geldi, oturdu. Cebinden not defterini çıkardı. Masanın kenarına dayadı. Program yapmalıyım, bu
işi sonuçlandırmalıyım. Nereden başlamalı? İşlerim ve evim
ne kadar vaktimi alıyor? Kimsenin, ne yaptığımı anlayamayacağı bir zaman kalmalı bana. Sonra şüphelenirler. Bu süreyi kesin olarak bilmeliyim. Defterin yapraklarını karıştırdı: ne aptalca notlar tutmuşum. Beni değerlendirmek için
bu deftere başvursalar... bugün çarşamba: gitti sayılır. Hayır,
gitmedi. Direksiyon kursuna yalnız giderim, oradan da... ne
yapacağımı da bilmiyorum ya. Hayır, şantiyeye gittiğim
günler sıkı çalışırım; erkenden... Patron bir yolculuğa çıksa.. gerisi kolay.. karım da duyarsa patronun gittiğini... duyar da... Vay canına! Demek benim özel bir işim olsa... demek her taraftan kuşatmışlar beni. Demek her an izliyorlar
beni. Her yaptığımı biliyorlar. Karşılarına alıyorlar: dün saat
ikiden dörde kadar neredeydiniz? Ne hakla bana karışıyorsunuz? Bir işim vardı. Ne işiniz vardı? Canım ne biçim sorular bunlar? Canım sıkılıyordu, sinemaya gittim. Neden
yalnız gittiniz? Gece karınızla birlikte gidebilirdiniz: her zamanki gibi. Hangi filmi gördünüz? Anlatın. Demek bu duruma geldin. Neden canınız sıkılıyor, evde mutlu değil misiniz? Bununla ilgisi yok diyorum size. Evinde mutlu olmayan insanın belirli tepkileri olur. Bunlar sizde görülmüyor.
Ayrıca, bu hastalığın da tedavi metotları vardır. Bir değişiklik gerekiyor. Karınızla birlikte bir yolculuğa çıkın. Bu yolculuk için de hafta sonları var, bayram tatilleri var: onları
kullanın. Ben yolculuk filan istemiyorum. Ne olur bana, sadece zaman verin. Özür dileriz: işte bu imkânsız. Boş vakti
olan insanların tehlikeli durumlara... Defteri hırsla karıştırdı: akşam eve giderken pasta ve kurabiye, Mehmetler gelecek. Defteri kapattı. Ben hepinizden
Bu yaşantının da sonu kötü bitecek albayım.Bizim gibilerin
hayatında güzellikler, kısa süren aydınlıklardır. Bizim gibiler, başkalarının yaşantılarına kısa bir süre için girerler. Uşak rolünde sahneye çıkarlar. Kötü bir yaşantı, fakat iyi bir oyun...