Nalan:
“Bir şey söylemedi. Sadece bakışlarıyla sakinleştirdi beni. ‘Yağmura bakın, ne güzel yağıyor’ dedi sadece ama gözlerindeki ateş benim yüreğime iyi geldi. O günden sonra Hayri’nin gözlerindeki ateş yüreğime çakıldı kaldı.” Sayfa 45.
“Bana verdiği o içten sevgi var ya, bana asıl o sevgi ilaç gibi geldi. Beni daha önce kimse böyle sevmedi ki…” Sayfa 249
“O bana bakarken bile, hiçbir şey söylemeden, sadece bakışlarıyla seviyordu beni. Bu nasıl bir şey, ben daha önce hiç yaşamadım ki…” Sayfa 250
“Yalnız başıma odaya geldiğimde, beni yeniden bir boşluk ve terk edilmişlik duygusu sardı, bugün sonsuza dek ayrılacağım o genç insana karşı duyduğum arzunun ateşiyle kavruluyor oluşumun da bunda payı vardı.”
“… bugün net olarak söyleyeceğim şu: O zaman içimi acıtan şey hayal kırıklığıydı… o genç adamın o denli itaatle gitmesinin verdiği hayal kırıklığı… beni durdurmak, yanımda kalmak için hiçbir girişimde bulunmaması… oradan ayrılıp gitmesi konusundaki ilk arzuma minnet ve saygıyla boyun eğmesi… beni kendine çekmek için bir şey yapmak yerine…”
Ruslara özgü şekilde fazlaca eğilip saygıyla dudaklarını dokundurmak için iki elimi tutu:
"Sizi bana Allah gönderdi. Bunun için O’na teşekkür ettim."
Ne diyeceğimi bilemedim.