Bu kitabı birkaç yıl önce okumaya çalışmıştım. 50 sayfa okuyup hiçbir şey anlamadığım ve fazlaca felsefik yorumdan rahatsız olduğum için bırakmıştım. 3 gün önce bir şans daha verdim herkesin beğeniyle bahsettiği bu kitaba.
Kitap kendini okutuyor başlarda. Atmosferi güzel. Yazımı da güzeldi. Ancak cidden çok fazla düşünce var ve karakterlerden biri sürekli düşünceden düşünceye atlıyor.
Kitapta sevdiğim bi karakter olmadı ama bu karakterlerin kötü yazılmasından, bir işe yaramamasından değil aksine karakterler çok iyi yazılmıştı. Onları gerçek insanlar olarak gördüm. Benimsedim ve nefret ettim bu yüzden. Lord Henry hiç haz etmediğim bir insan tipi. Bana kalırsa Dorian'la kitap boyunca oynadı ve onu nasıl etkileyebileceğine baktı. Bundan zevk de aldı. Nabza göre şerbet veren bir karakterdi.
Basil'den nefret etmedim ama çok da sevdiğimi söyleyemem. Çok düşük bir karakter olarak gördüm kendisini. Bir ağırlık koyamadı ortaya gibi geldi bana. Yine de kendisinin bir çiçek gibi solup yitmesi beni üzdü.
Dorian ise... Kitapta önüme alıp çat çat vurmak istediğim tek karakter. Lord Henry'nin saçma sapan kadın görüşlerine rağmen hakkımı Dorian'da kullanmak istiyorum. Dorian evet çok güzel, harika, masum, Tanrı'nın lütfu. Ama bana kalırsa bir karakterden yoksundu. O ihtişamın altında bir boşluk vardı. O yüzden çok çabuk etkilendi bu şeylerden.
Yine de kitap okunurdu. Bazı bölümler çok sıktı beni, karakterleri boğazlayasım geldi ama yine de güzeldi. Sonunu başından tahmin etmiştim aslında yine de güzel bir sondu.