Soner Aydın

Anne kelimesi herkes için başka şeyler ifade eder. Benim içinse hiç bilinmeyenli bir denklem gibidir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·424 syf.··
2023 21. kitabı
Bu kitabı ikinci kez okudum ve tüylerim diken diken oldu. Bazı şeyleri anlamak için tekrar dönüp bakmak gerekiyormuş. Bende de öyle oldu. İlk okumamda beni fazla etkilememişti. Annesiz büyüyen bir kadının kötü geçen çocukluğu bana oldukça sıradan görünmüştü. Ama şimdi çok daha iyi anlıyorum. İlk bölümü baştan sona tekrar tekrar okudum. İkinci bölümü de öyle, son bölümü de. Süreyya'nın içindeki boşluğu, hayatına bir anlam bulmaya çalışması, anne sevgisi görmediği için sevmeyi de beceremediğini net bir şekilde gördüm. Hissederek, adeta karakterin kendisiymişim gibi okudum ve onun acısını paylaştım. Kitap sondan başlıyor aslında. Telefon konuşmasının bittiği andan ve sonra Süreyya çocukluğundan gençliğine kadar anlatıyor hayatını. Hayatı boyunca bir kez olsun sorgulamadığı annesizliğinin, şikayet etmediği ve hatta tercih ettiği yalnızlığının, bağlanma korkusunun onu ne kadar yaraladığını annesinden gelen telefonu açınca anlıyor. Bir telefon konuşması insanı nasıl bu kadar darmaduman edebilir? Süreyya bana bunu iliklerime kadar hissettirdi. Sürekli bir yerlere koşturması, ülke ülke gezmesi, bir işten çıkıp diğerine girmesi aslında içinde gizli bir anlam barındırıyor. Süreyya acısını unutmak için kendini dünyevi işlerle avutuyor. Bazen öyle olur. Hayata geride başlayanlar için saf mutluluk ihtimali yoktur. Bu hayatı yaşanabilir kılmak için yapabilecekleri tek şey kötünün iyisini tercih etmek. Süreyya da böyle yapıyor. Sevilmek, sevmek, bir yere ait olmak için çabalamıyor. Belki de annesinin ve babasının istemediğini el âlem ne yapsın diye düşünüyor. Bu yüzden aile saadetinden, sevginin getirdiği güzelliklerden umudunu kesiyor ve bunları hiç tadamayacak olsam bile başka zevklerin tadını çıkarabilirim diye düşünüyor. Hayatını güzelleştirmeye çalışıyor, elinden geldiği
Unutma Beni ApartmanıNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20176,2bin okunma

Soner Aydın

, bir kitap okudu
Puan vermedi·280 syf.·
25 günde okudu
·
2024 19. kitabı
Fakir Baykurt
8.5/10 · 7,3bin okunma
Puan vermedi
Okurken tüylerim diken diken oldu. Bir solukta bitirdim. Ali ile Ramazan'a içim acırken insanlığa bir kez daha isyan ettim. Eşcinsel oldukları için toplumdan dışlanan ve gencecik yaşta ölüme itilen iki erkeğin anlatıldığı bu romanın gerçek bir cinayet vakasından uyarlanmış olması da içimi yaktı. Gerçek olay hakkında araştırma yaptım, ancak yazıları okunmayan bir Hürriyet manşetinden ve kitapta okuduğumuzdan daha fazlasını bulamadım. Romandaki olayların ne kadar gerçek olduğu hakkında bir fikrim yok. Perihan Mağden bu iki gencin hayatını araştırıp mı yazdı, yoksa serbest mi kurguladı bilmiyorum, ama kesin olan bir şey var ki, toplumumuzdaki acı gerçekleri net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu kitabın neredeyse tamamı küfür içeriyor. Rahatsız olduğumu söylemeyeceğim, ancak ilk defa böyle açık saçık bir kitap okudum. Ama rahatsız olduğum tek bir kısım var, o da Ali ile Ramazan'ın henüz çocuk yaştayken müdürün odasında cinsel birliktelik yaşaması. O kısmı okurken tüylerim diken diken oldu. Ayrıca sanırım Ramazan, yurdun müdürü tarafından uğradığı tecavüzlerin acısını o gece Ali'den çıkarmış gibi geldi bana. Bu roman tiyatroda oynanmış yıllar önce, fakat Türkiye'de yaşamadığım ve o zamanlar bu kitaptan bihaber olduğum için ne yazık ki gitmeye şansım olmadı. Ali ile Ramazan. Yazık olmuş, çokk...
Ali ile RamazanPerihan Mağden · Everest Yayınları · 2014634 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2023 9. kitabı
Bu kitabı Şahmaran dizisini izlemeden önce okusaydım daha mı iyi ederdim diye düşünüyorum. Çünkü kitaptaki olayların dizidekilerle uzaktan yakından ilgisi yok. Sanki aynı karakterlerle farklı bir hikaye anlatmışlar dizide. Kitap sürükleyici diyemeyeceğim. Dizi çok daha heyecanlıydı. Romanın çoğu yerinde Şahsu'nun günlük rutini anlatılıyor sadece. Sürekli Şahsu duş aldı, saçlarını kuruladı, pencereyi açtı vs. Aşırı tekdüze ve heyecansız geçen bir roman. Ama olumlu yanları da var. Bu kitap sayesinde Şahmaran efsanesini daha yakından tanımaya şansımız oluyor. Şahsu ve Maran'ın aşkını nedense Çalıkuşu'ndaki Feride ve Kâmran'ınkine benzettim. Sanki Şah-ı Mar Çalıkuşu'nun fantastik bir versiyonu gibiydi. Emine Buzkan Kaynak bu hikayenin dört kitaplık bir seri olacağını söylemişti. İlkinde aradığımı bulamadım ama sıradaki üç kitap yazılırsa büyük beklentilerle okuyacağım. Seçici olmayan okurların sıkılacağını pek sanmıyorum. Bence her halükârda okunması, tadına bakılması gereken bir kitap.
Şah-ı MarEmine Buzkan Kaynak · Destek Yayınları · 202339 okunma