Rabbimiz şöyle buyuruyor: "Tevekkül edecekler başkasına değil, sadece ve sadece Allah'a güvenip dayansınlar" (ibrahim,
12). "Gerçek müminlerseniz Allah'a tam bir itimad içinde bulunun!" (Mâide, 23). "Kim de Allah'a tevekkil ederse, O, ona yeter'' (Talâk, 3). "Hem niye Allah'a dayanıp güvenmeyelim ki, takip etmemiz gereken yola bizi iletecek olan O'dur. Bize verdiğiniz her türlü eza ve sıkıntıya hiç şüpheniz olmasın ki sabredeceğiz. Zaten tevekkül sahiplerine de düşen, ancak Allah'a dayanıp güvenmektir" (İbrahim, 12). Efendimizin (sav), Sevr mağarasında düşmanın soluklarının hissedildiği anda, fevkalade bir
güven ve emniyet içinde: "Korkma, Allah bizimle beraberdir!" (Tevbe, 40) sözleri de bize bu gerçeği hatırlatır. Mehmet Akif
Ersoy da İstiklal Marşı'nın ilk kelimesi olan "Korkma!"yı da bu ayetin ilhamıyla yazmıştır.
İbn-i Abbas'tan (r.a) rivâyet edildiğine göre, Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
"Kul günahından tevbe ettigi zaman, Allah
solundaki meleklere, onun aleyhinde yazmış oldukları kötü amellerini unutturur.
Vücudunun âzalarına, yeryüzündeki
ikametgâhına ve gökteki makamına
da günahlarını unutturur. Böylece
kıyamet günü Alah'ın huzuruna gelince
aleyhinde şahitlik yapacak hiçbir varlık
bulunmaz. "
Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç..
Sana diyeceklerim söylemekle bitmez.
Yıllardır yaşamamdan çaldığım zamanlar
Adına düğümlendi.
Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç..
Başka şehirleri özleyelim orada seninle.
Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar
İkimize yetmez.
Herkesi, Amerikalıların kafalarımıza soktuğu "kazanan ve "kaybeden" kavramlarına göre yargılıyoruz.
Peki Yunus Emre başarılı olmak için mi yazmıştı şiirlerini,
Mevlânâ sema dönerken "başarı" peşinde miydi?
Çarmıhta can veren İsa kazanan mıdır, kaybeden mi?
Ne demişti peygamber: "Her şeyi kaybeden, her şeyi kazanır."