“Televizyon ve sinema gayet iyiydi ama o olaylar başka insanların başına geliyordu. Kitaplarda bulduklarım ise kafamın içinde gerçekleşiyordu. Bir şekilde ben de orada oluyordum.”
“O zamanlar Kolomb’un Amerika’yı keşfettiğini söylediğin için kazıkta yakılabiliyordun! Kutsal Kitap Amerika kıtaları hakkında bir şey söylemiyor. Bütün Adem ve Havva fikrini mahvediyor. Bu yüzden Kolomb, Hindistan ya da Çin’e ulaştığını söylediğinde bu güçler kendisini desteklemiş.
Ama gerçek nedenler politikmiş. Kilise ve devlet aynı şeymiş. Birisi kilise dogmasını sorguladığında tahtı tehdit ediyor demekmiş.”
Adı Morrie olan adam öne doğru eğilip yeşil-gri karışımı gözleriyle sarı maskesinin deliklerinden ona baktı. “Bilmek istediğim bir şey var. Dürüst davranırsan, belki defterleri almadan gideriz. Bana dürüst davranacak mısın dâhi?”
Rothstein “Denerim,” dedi. “Biliyorsun, ben kendimi asla o şekilde nitelendirmedim. Bana dâhi diyen Time dergisiydi.”
“Ama iddiaya girerim ki dergiye bunun için protesto mektubu yazmamışsındır.”
“Hiç olmazsa dinlerdin. Kim olursan ol… Dünyada kendisi için hiçbir şeyi olmayan bir insanın bile başkalarına yardım edecek bir şeyi vardır… Hiç olmazsa bir tek sözü.”