Furkan Çetin

Furkan Çetin
@Stoafurkan
@furknctnn
Felsefe
İstanbul
1998
16 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Bazısı gayet canlı, hareketli, girişken ve cesaretlidir; sokulgan ve atılgandır. İç dünyasından, düşünmekten ve duygulanmaktan hoşlanmaz. Aksine hayatını, çalışarak ve hareketli bir şekilde yaşamak ister. Bunlar daima neşelidir, iyimserdir, içleri tükenmez bir ümit ve istekle doludur. Bu tipler gerçekçidir ve pratiktir; çabuk karar verir ve kararlarını hemen gerçekleştirmeye kalkışır. "İnsanların bazısı çok gevşek ve hantaldır; mütereddit(kararsız), vehimli, çok hesabî ve çekingendir. Çok düşünür, enine boyuna çok hesap edip ölçer,fakat az hareket eder. Bunlar adeta hareket ve teşebbüsten yılar; düşünmeden ve fikrî çalışmadan zevk alır, tefekkür aleminde yaşamayı realitelerle karşı karşıya gelmeye tercih eder."
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"İnsanlardan iyice uzaklaşmıştı. onlara düzgün davranmak her geçen gün daha zor geliyordu. İnsanların varlığı Martin'i huzursuz ediyor, onlarla konuşma çabası asabını bozuyordu. İnsanlardan rahatsız oluyor ve biriyle yan yana geldiği andan itibaren ondan kurtulmanın çaresini aramaya başlıyordu."
Asırların ardından dönüp geriye bakarak öteki benliğim Kocadiş'in duygularını ve güdülerini ölçüp biçen, analiz eden kişi, modern insan olan benim. Kocadiş, kendi duygu ve güdülerini ölçüp biçmeye ve analiz etmeye kafa yormazdı. O basitliğin kendisiydi. Sadece olayları yaşar, o olayları neden o şekilde, neden genellikle düzensiz ve değişken biçimde yaşadığı üzerine hiç düşünmezdi.
Herkes hayatın yükünden, ıstırabından ve kargaşasından şikâyet ediyor, ancak hiç kimse daha iyi hale getirmek için bir şey yapmak istemiyor. Sanki hepimiz hayatta dışarıdan bir tür izleyici gibiyiz ve her birimiz olan biten her şeyin yargıcı bizmişiz gibi davranıyoruz. Hepimiz büyük işler başarmayı, büyük insanlar olmayı, büyük sevinçler yaşamayı istiyoruz. Ama neredeyse hiç birimiz kendisini ve etrafındaki hayatı sıradan alçaklığın, aptallığın ve hiçliğin hiç olmazsa bir milim üzerine çıkarmayı düşünmüyor. İnsanlar borçlarını ödemekten kaçınan vicdansız borçlular gibidir.
"Esasen her türlü tarikat, mensuplarını aldatma üstüne kurulur. İnsanların idrak kabiliyetleri farklı farklıdır. Onları idare etmek isteyen biri bu kabiliyetlerin sınırlarını tespit ederek dikkate almaya mecburdur. Bilinç seviyesi ne kadar düşerse fanatiklik de o ölçüde artar. Kısacası ben insanlığı iki temel gruba ayırırım. Birinci grupta neyin ne olduğunu bilen bir avuç insan vardır. Diğer gruptaysa hiçbir şeyin farkında olmayan kitleler. Eğer kitleleri anlayamadıkları ve hiçbir zaman da anlayamayacakları hedeflere ulaştırmak için oyunlar oynayıp, kandırmacalar sergilemek kaçınılmazsa mükemmel bir teşkilat kurmak için bu imkandan faydalanmanın nesi yanlıştır?