İlk 10 fantastik seriler listemde kendileri başları çeken bir seriden bahsetmek istiyorum. O kadar çok fantastik seri okudum ki artık kurguların benzerlikleri ve tahmin edilebilirlikleri yüzünden hepsi aynı gibi geliyordu. Fakat kurgusunun farklılığıyla, yazım diliyle -Laini Taylor dilini gerçekten çok beğeniyorum- en önemlisi de okuyucuyu aptal yerine koymamasıyla övgüleri hak eden bir seri. Bütün bunların yanında aşk da olmazsa olmaz tabi fakat Laini Taylor bunu da insana kitabın diğer bölümleri gibi öyle bir duygu yoğunluğuyla vermiş ki insan imreniyor ve gerçek olmalarını istiyor. Her sayfayı çevirdiğimde acaba ne olucak diye bir çırpıda seri bitti.
Genel konusundan kısaca bahsetmek isterdim ama kendi dünyasının karmaşıklığı yüzünden ne anlatsam eksik kalıcak. Çünkü dünyayı kitabın başında değil okuya okuya öğreniyor, her okuduğunuzda üçüncü kitabın sonunda dahil yeni bir şeyler öğreniyorsunuz ve böylece merakınız hep taze kalıyor. Kitap mavi saçlı bir kızın diş toplayıp Brimstone adında bir yaratığa götürdüğünü ama bunu neden yaptığını bile bilmediği bir olay örgüsüyle başlıyor ve gelişiyor. Gerçekten bitirirken hiç bitsin istemedim karakterin hepsini çok sevdim ki bu benim için bir mucize. Fakat kalbinde kimler kaldı deseniz Brimstone ve Ziri derim. Kitapta yeteri övgüyü alamamış cefakar vefakar bebeklerim. Ziri ile Liraz diyaloglarının daha çok olmasını dilerdim ve Ziri sayesinde oldu bunlar diye Eretz’e gidip pankart açmak istiyorum gerçekten.
Sonuç olarak kitabın kapağı ve adının çok fazla gençlik kitabı adı olmasına bakıp aldanmayın. Yurt dışındaki baskıların kapaklarının buraya da gelmesini diliyorum gerçekten çok güzeller. Ön yargılı davranıp elinizde varsa ertelemeyin gençler, tavsiye ediyorum.