Bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan insanı vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi? Fakat hep böyle değil midir ? Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?
"Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım. Bunları söylerken kucağındaki iPad'i işaret ediyordu. O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140 karakterlik tweet'lerle ifade eden bir kuşakla konuştuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi."
Çok acayip hisler içinde bitirdim kitabı. Uzun zamandır bu kadar etkilendiğim öyküler okumamıştım. O kadar hüzünlüyüm ki nasıl anlatsam bilemiyorum ama sıcak sıcak yazayım istedim.
Bildiğimiz, duyduğumuz, şahit olduğumuz kişilerin, sıradan insanın hayat mücadelesinin anlatıldığı ve bunun yanında da ülkemizdeki önemli konularda ince eleştirilerin yapıldığı 8 adet öyküden oluşan bir kitap. Tüm hikayeler birbiriyle bağlantılı ve merkezde bir olay var. Belli bir bölgedeki çeşit çeşit insanların hayatının bu olaydan bir süre öncesinden başlayarak o olayla gelişen durumları anlatılıyor. Bu şekilde bağlantılı hikayeleri farklı kişilerin bakış açısından okumak benim çok hoşuma gitti. Kitaba hem akıcılık hem de yansıma katmış. Bazı durumlara iki taraftan hatta ve hatta sekiz taraftan bakabilmeyi sağlamış. Sevdim.
Kitapta geçen her bir insan o kadar bizden ki okurken kendinizi o atmosferin içine tamamen çekilmiş bir halde buluyorsunuz.
Gündelik dili böyle güzel betimlemeler ile süslemesi edebi anlamda da okuyucuya bir doygunluk katmakta.
Ülkemizdeki bazı durumlara yaptığı atıflar da çok yerindeydi gerçekten. Seçim zamanı yaklaştıkça halkın gözünü boyamaya çalışan siyasetçiler, kesilen kolonlar nedeniyle depremde yıkılan evler, kadın hakları, fabrikalaşmanın getirdiği atıkların çevreye bilinçsizce salınmasıyla yapılan doğa katliamları, fabrika yapılacak yerdeki tarlasını satmadığı için evi kundaklanan köylüler, orada burada bir dayısı var diye iş bilmez kişilerin hak yenerek o işe sokulmaları gibi gibi konulara değinilmesi hikayelerdeki o çarpılmışlık hissini seven ama bir yandan da çok yaralayıcı bulan bana çok acayip şeyler hissettirmeyi başardı.
Özellikle 'dedemin turnası' hikayesi beni epey derinden sarstı ve onu okuduktan sonra kitaba bir süre devam edemedim.
Dertlenmek