Fakat ben kapağına bakılıp seçilecek bir kitap değil, satırlarında kaybolmayı göze almayı gerektirecek karmaşık, devrik, sancılı bir romandım.
Acaba ben Sylvia Plath miyim
"İnsan doğasının," diye devam ettim, "sınırları vardır: Sevinçlere, acı ve azaplara belli bir ölçüye kadar dayanabilir, bunlar belli bir derecenin üzerine çıktığı anda ise yok oluruz. Dolayısıyla asıl mesele, zayıf ya da güçlü olup olmamak değildir, çektiğimiz acıların derecesine dayanıp dayanamadığımızdır. Bu acılar ahlakla da ilgili olabilir, bedenle de: Üstelik yüksek ateşten ölen birini korkak diye tanımlamak münasebetsiz görülürken, hayatına son veren bir insana korkak denmesine hayret ediyorum."
Bir anarşist gibi hissediyor, bir aristokrat gibi acı çekiyor, bir küçükburjuva gibi kaçıyorum. Hayat, bazılarına mutsuz olmakla, duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil.