Ben, son derece aceleci, süre bitecek diye bunca stres altındaki,
yarını düşünmemek için şimdiki zamana açgözlülükle sarılmış
olan çevremdeki yetişkinlere bakarak, bir ömrün kısacık bir sürede
geçip gittiğini çok erken anladım ... Ama yarından çekinmenin
nedeni şimdiki zamanı inşa etmeyi bilmemektir ve şimdiki zamanı
inşa etmek bilinmeyince, bunun yarın yapılabileceği söylenir, ama
bu da berbat bir şeydir; çünkü yarının daima bugün olduğunu
görmüyor musunuz?
Bu yüzden, özellikle bütün bunları unutmamak gerekir. Yaşlanacağımız
kesin. Bunun güzel, iyi, neşeli olmayacağı da kesin.
Bunlarla yaşamak gerek. Önemli olanın şimdiki zaman olduğunu
kendimize söylemeliyiz: Şimdi, bir şeyi, ne pahasına olursa olsun,
bütün gücümüzle inşa etmek. Her gün kendimizi aşmak için, kendimizi
ölümsüz kılmak için, huzurevi daima aklımızda olmalıdır.
Herkes kendi Everest'ine adım adım tırmanmalıdır; hem de öyle
tırmanmalıdır ki her adım biraz sonsuzluk olmalıdır.
Gelecek zaman, yaşayanların gerçek projeleriyle şimdiki zamanı
inşa etmeye yarar.
Yaşlıların biraz saygıya hakları var sanırım. Ve bir huzurevinde
olmak, saygının sonudur. Bu kesin. Oraya gitmek şu anlama gelir:
"Ben bittim, artık bir hiçim. Ben dahil herkes tek bir şeyi bekliyor.
Ölümü. Sıkıntının bu üzücü sonunu.
Yoksullara, yoksul diye ve
hayatın adaletsizlikleri nedeniyle asla ruh yüceliği kredisi
vermedim. Ama, en azından, onların büyük mülk sahiplerine
duydukları nefrette onlarla birlikteyim. Gegene beni yanılgıdan
kurtarıp bana şunu öğretiyor: Yoksulların nefret ettikleri
bir şey varsa, o da diğer yoksullardır.
Analog fotoğraf, "mevcudiyetin bir tasdikidir.""Böyleydi"
[Es-ist-so-gewesen] için bir tanıklık sunar. O gerçekliğe aşıktır:
"Bu fotoğrafta beni cezbeden şey tek başına ve yalnızca şudur,
o bana ne olduğunu gösterir, onda 'böyleydi' den ne daha
fazlasını ne de daha azını görürüm."Eğer "böyleydi" fotoğrafın hakikati ise, dijital fotoğraf sa f bir yanılsamadan başka
bir şey değildir. Dijital fotoğraf, göndergenin bir yayılımı değil,
aksine devre dışı bırakılmasıdır. Onun nesneyle herhangi
bir yoğun, içsel, libidinal bağı yoktur. O nesnede derinleşmez, nesnesine aşık olmaz. Ona seslenmez, onunla muhabbet etmez.
Onun kökeninde nesnesiyle tek seferlik, biricik, geri alınamaz
bir karşılaşma yer almaz. Görmenin kendisi bile alete
nakledilmiştir. Dijital yeniden işleme olanağı göndergeyle
bağı zayıflatır. Göndergelerden kopmuş bir halde fotoğraf
öz-göndergesel hale gelir. Yapay zeka, yeni artırılmış var olmayan
bir gerçeklik, gerçeğe denk düşmeyen, gerçek göndergelerle
bağı kalmamış bir hipergerçeklik üretir. Dijital fotoğraf
hipergerçektir.