Uygarlık hakim olunan şiddettir; primatın saldırganlığı
üzerinde daima tamamlanmamış bir zaferdir. Çünkü bizler
primattık, primat kaldık. Yosun üzerindeki birkaç kamelyadan
haz almayı öğreniyoruz. Eğitimin tüm işlevi burada.
Eğitmek ne demek? Türün itkisini başka yöne çelmek için
yosun üzerindeki kamelyaları bıkıp usanmadan sunmaktır.
Çünkü bu itki hiç durmaz ve hayatta kalmanın kırılgan dengesini
sürekli tehdit eder.
Merhaba dünyanın hareketi! Kusursuzluk olması gerekirken,
felaket oluyor. Bunun gerçekten yaşanması gerekirken, daima
vekalet yoluyla haz alınıyor.
O halde size soruyorum: Bu dünyada niçin kalmalı?
Yetişkinlik kimliğini sürekli yeniden oluşturmak
gerekir; insana umutsuzluk veren ve aynanın karşısına geçip inanmak
zorunda kaldığı yalanlar anlatan, gayet kırılgan, bu eğri büğrü
ve geçici toparlanmayı sürekli yeniden yaşamak gerekir.
Dışarıda, dünya uğulduyor ya da
uyukluyor, savaşlar patlak veriyor, insanlar yaşayıp ölüyor,
uluslar yok oluyor, bir süre sonra batacak başka uluslar
doğuyor. Bütün bu gürültü ve öfke içinde, bu taşkınlar ve bu
çatlamalar içinde, dünya yol alıyor, tutuşuyor, parçalanıyor
ve yeniden doğuyor, insan yaşamı ise çırpınıp duruyor.
O halde, bir fincan çay içelim.