gulîstan siya

gulîstan siya
Bakışsız bir kedi, kara..
O halde benim mülkiyetim nedir? Benim gücümün kapsamı içinde olandan başka bir şey değildir! Benim neye sahip olmaya yetkim var? Kendimi yetkili kıldığım her şeye sahip olurum.
Sayfa 316·Kitabı okudu
Felsefe
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bir şeyi almayı ve onu elinde tutmayı başaran ona sahip olur -ta ki başkası onu elinden alana kadar.
Sayfa 311·Kitabı okudu
Felsefe
Martin Eden, Bir Varoluşun Sancısı
Puan vermedi
Jack London'un meşhur eseri 'Martin Eden' in aynı adla uyarlanan 2019 yapımı filmini izlerken aklıma gelen ilk, belki de tek soru: Ne gelir elimizden 'bir'icik olmaktan başka? Martin Eden, herhangi bir toplumun bir süper kahraman değil, sadece varolma telaşına düşen azınlık olarak niteleyeceğimiz o bir'icik insanlardan bir tanesi. Ama sorarım size: Bir fikir etrafında yığınlar oluşturup onu çığırmak mı zor, kendini tek başına var etme çığlığı mı? Ya da şöyle sorayım: "Tek" liği savunmak kadar zor olan hangi devrimden söz edebiliriz? Martin Eden bir işçi değil, bir sosyalist, bir dinci ya da bir liberal hiç değil. Peki kimdir Martin Eden? Bu çektiği neyin sancısıdır? Dolup taştığı, taştıkça çoştuğu, coştukça dolduklarından boşaldığı şey Çok'ların dünyasında 'Tek'in isyanı değilse nedir? Martin Eden, film boyunca - var olma telaşıyla- eline aldığı kalemi adeta bir "çekiç" misali sallıyor. Kendisini saran duvarları tek tek yıkıyor. Her yıkım onu biraz daha Ben' olmaya yaklaştırıyor. Denilebilir ki: Stirner'in "Ben! olumlamasını" her karede zihnimize bir kez daha yerleştiriyor. Filmin sonunda Ben'i seçen Martin, toplum denilen hastalıklı oluşun içinde bir deniz misali kendi maviliğinde yitip gidiyor.
Sinema
Martin EdenJack London · İz Yayıncılık · 2019134,9bin okunma
Ah Ben'i!
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
Beni Kör Kuyularda... Hasan Ali Toptaş, gösteri toplumunun geldiği son noktayı öyle naif, öyle şiirsel bir dille anlatıyor ki insanlığın kokuşmuşluğunu tüm duyu organlarınızla algılayabiliyorsunuz. Bu da insanın canını acıtıyor. Evet, kitap bittiğinde öylece kalakaldım, ellerim, gözlerim, ruhum acı içinde... Lakin bu günümüzde hemen hemen her gün yaşanılanların bir parçası olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Roman, “Toplum dediğimiz olgu, aslında duyarsızlığı, ötekileştirmesi ve vahşiliğiyle gerek geçmişte gerekse günümüzde ne denli korkunç olabildiğini gösterdi/gösteriyor. “ adeta. Toplumun bu çirkinlikleri karşısında gözyaşlarının bir işe yaramadığını ve yaramayacağını da acı bir şekilde hatırlatıyor insana zira döktüğün gözyaşları taşa dönse dahi, bu gözyaşları toplumun zevk alacağı biricik nesne haline dönüşür. Çünkü, “Her türlü kötülüğe karşı sessiz, kökten gelen bir kabullenişle hareketsiz, gölgesi yeryüzüne düşmüş bir kast sistemi içinde gücünü yitirmiş bir şeydir içinde bulunduğumuz bu toplum.... Başkalarının acılarına karşı sağır, eziyet çekenlere karşı kör, hakkı söyleme konusunda dilsiz olan bu “modern insan”, çevresindeki her şeyi bir ‘seyirlik’ hâline getiriyor.” Bugün geldiğimiz noktada toplumun başkalarının acılarından beslendiğini görmemek başka türlü bir körlük olsa gerek. Ve evet asıl mücadele etmemiz gereken en önemli salgın insanlığın vicdansızlığı olmalı. “Bilincini, merhametini, hassasiyetini yitirip taşlaşmış bir kalp taşıyan toplumun, acı çeken insanın hikâyesini bir seyirlik oyununa çevirmesi, işte, tüm mesele bu!” Kitap için son olarak denilebilir ki: Hepimiz bu kör kuyunun karanlığında mahsur kaldık ve aydınlığa çıkacak bir merdivenimiz yok.
Edebiyat
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma

gulîstan siya

, bir kitap okudu
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
Hasan Ali Toptaş
7.2/10 · 11,4bin okunma