Ayşe

Ayşe
* Okumak ,devam eden en güzel huyum.. * Bu Çağın Şahidi * Bilmeye Cesaret Ediyorum ~Yeşile ve inceliğe hayran.. Kitap,Müzik, Film/Dizi’ye dair .. #42785460
Psikoloji ve Din
5/10
·96 syf.·
2024 54. kitabı
Psikoloj ve Din ayrı ayrı başlık olarak, sıkça merak edip araştırma yaptığım ve çokça sevdiğim iki konu. Dolayısıyla ikisini de tek bir kitabın ismi olarak görmek beni okumam hususunda oldukça iştiyaklandırdı. Burda da çokça alıntı ve incelemelerine denk geldiğim bir eserdi, şimdi zamanı hadi okuyayım dedim :) İsviçreli bir papazın oğlu, Charles Gustav Jung (1875-1961)bir psikiyatrist ve psikanalist.Aynı zamanda Uluslararası Psikanaliz Birliği'nin ilk başkanı. Analitik psikolojinin kurucusudur bundan ötürü Jung Psikolojisi olarak da bilinir. Başlangıçta Freud eserlerinin büyük bir hayranı . Viyana’da kendisiyle karşılaşır saatler süren bir konuşma sonrasında, aralarında bir dostluk bağı oluşur. Ve bu dostluk, başlangıçta öğretmen-öğrenci ilişkisi içerisinde devam ettiyse de bir zaman sonra Jung’un bazı psiko analiz fikirleri, aralarında düşünsel bir çatışma meydana getirir. Öncelikle kitapla ilgili beklentim oldukça yüksek olmasına rağmen, bir bütünlük olarak ele aldığımda hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Kitabın adından da anlaşıldığı üzere iki önemli kavramın bir bütünlük içerisinde ele alınacağını umsam da ne yazık ki böyle olmadı. Ayrı ayrı noktaları değerlendirdiğimde beğendiğim pek çok husus, bana olumlu anlamda kattığı farklı bakış açılarının olduğu kesin( en çokta nevroz ile alakalı), farklı eserlerinde bu bakış açılarını yakalamak isteyeceğim de aşikar. Lakin Jung bu eserinde birçok psikiyatrik kavramı tek bir psişik noktada birleştirmeye çalışsa da kavramların ne olduğu, ne olması gerektiği konusunda verdiği bilginin daha çok olması, kitabın ana konusundan onu uzaklaştırdığı kanaatindeyim . Zaman zaman ailesinden ve karşılaştığı vakalarda düşüncelerini destekler nitelikte anlar paylaşsa da ‘işte bu’ dediğim bir düzlemde bir bilgi yoktu diyebilirim.
1000Kitap
Psikoloji ve DinCarl Gustav Jung · Okyanus Yayıncılık · 2017796 okunma
Reklam
Sözlerin en zarif Osmanlıca ve Türkçe hali
10/10
·504 syf.·
2024 52. kitabı
Divan edebiyatına aşık biri olarak görür görmez kitaplığıma eklemek istediğim bir kitap oldu. Birkaç zamandır orda durmasına karşın, şimdi okumak nasip oldu, bu vakte esir oldu. Eser adeta divan edebiyatı antolojisi mahiyetinde. Öylesine zarif kelâm erbablarına yer verilmiş ki onlardan geriye kalan tek şey hakikaten ‘Hoş Bir Sadâ’ olmuş. Okuyup mest oldukça anlıyor insan.. Onlar şiir yazmadı, şiir onları dünya döndükçe yazacak .. Divan şairlerini okuduktan sonra, günümüz şiirlerini bir müddet okuyamıyorum. Anlamlı olsa da mana bakımından ne yazık ki noksan kalıyorlar. En büyük sebeplerinden biri; aslında Farsça kelime hazinesinin, mana enginliğinin sözden öteye geçip kalbe doğru yol almasıdır bence.. Şimdilerde hangi şiiri okuyup bir sayfa dolusu tefsirini yapabiliriz ki..!? Oysa divan şairlerinin o fevkaladenin fevkinde olan sözleri, anlama mânâ yükleyişleri, söz sanatları ile mısralarına derinlik katmaları öylesine harikulade ki bir beyit belki de sayfalarca tefsir edilse yine de az kalır.. Öyle ki her seferinde farklı bakış açısı ve yorumlamalarla bunu daha iyi idrak ediyor insan.. Gelelim kitaba. Öncelikle kitap divan şiirleri sevenler için çok kıymetli bir eser olmuş. Semerkand Yayınevine ait, ciltli bir kitap. Sayfaları da kaliteli. Başlangıçta divan edebiyatın özellikleri anlatılmış, yaygın olarak kullanılan kelimeler bir sözlük mahiyetinde anlamıyla birlikte okuyucuya sunulmuş. Kitapta bu beyitler 19 başlık (Allah, Aşk, Dünya, Gam, Edep, Hicran..) altında konu itibariyle bir bütün olarak okuyucuya sunulmuş. Ve her başlığın başlangıç sayfasında, o konunun divan edebiyatındaki yerine, divan şairlerinin bakış açılarına ve yaygın olarak kullanılan kelimelerin mana derinliğine yer verilmiş. Ve kitabın en güzel yanı da bilhassa Osmanlıca da severler için beyitlerin
Şiir
Eskimeyen Şiirimizden Hoş Bir Sada Sıtkı Çoban · Semerkand Yayınları · 201339 okunma
Dünya Bir Rüyadır
9/10
·278 syf.·
2024 9. kitabı
Çok rüya gören biri olarak bu kitabı ilk gördüğümde merak etmiştim, tabi almadan evvel biraz inceledim . Tam olarak istediğim gibi olmamasına rağmen yani klasik rüya tabiri kitaplarından farklı olmasına karşın, bu ilimle alakalı yine de bir merak hasıl oldu. Ve kitaplığımda yerini aldı. Her ne kadar kendisiyle alakalı yeterli bilgii olmasa da Farsça kaynaklardan bilindiği üzere, 26 Ağustos 1317’ de Kirman’da (İran) doğmuş Alaaddin el-Kirmani. Kendisi İlm-I Nücûmda (Astronomi) oldukça yetkin birisi. Fatih Sultan Mehmet’in kitaplığı için birçok eser istinsah etmiş. Ve bu eseri de Sultan 2. Bayezid’e ithaf etmiş. Rüya tabiri ilmiyle alakalı olarak az ve dağınık bilgiler olduğundan yazarımız bu tabir ilmini klasik rüya tabirleri kitaplarından farklı olarak teorik olarak ele alıp bu ilmîn mahiyetine büyük bir titizlikle değinmiştir. Kirmani Kur’an ve hadislerin kaynağını dayanarak rüyan tabirini Rabbani bir ilim olarak da ele almış. Bu konudaki ilk delil: Kur’an’da Yusuf Suresi 12/101 ‘de Hz. Yusuf’un “Bana olayların tevilini öğrettin” demesinden kastın rüya tabiri ilmi olduğunu Ve 2. delilin ise Efendimizin (sav) “Salih rüya nübuvvetin kırk altıda biridir” sözü. Kirmaniye göre rüya ise 3 çeşittir. 1) Beynin kötü mizacından kaynaklanır. Kirmani bunu delilerin ağzından dolanan bir bilmeceye benzeterek tabirinin mümkün olmadığını dile getiriyor. Çünkü suretler herhangi bir manaya karşılık gelmez 2)Sadık Rüyalar . Duyu aleminden misal alemine yükselen nefis, mana alemine uygun suret müşahade eder. Saffat 37/105 “Ey İbrahim! Rüyanı doğruladın” 3)Tevile muhtaç rüyalar . Hz Yusuf’un rüyası şekildedir. Nitekim o şöyle demiştir “Rabbim onu gerçek kıldı” Yusuf 12/100 Bunlardan mütevellit Kirmani sıklıkla “tabir ilmi kadri yüce bir ilimdir ve ancak ilahi bir yardımla gerçekler”
1000Kitap
El-Aşeretü’l KâmileAlâaddîn el-Kirmânî · Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı · 20217 okunma
Uzun bir aradan sonra inceleme yapmaya vira bismillah ..
2/10
·232 syf.·
2024 5. kitabı
Bir tevafuk eseri denk geldiğim Hayatım Aşkım ve Sen filmini izledikten sonra, yönetmeni araştırırken bu kitabına denk geldim. Tabi Filmdeki Sen burda Ben olmuştu. Bunu sonradan farkettim :) Film 1987 yılında çekilmişti . Kitap ise 1991 yılında yayımlanmış. Kitabın önsözünde Atıf Bey, kendi içim sinemanın hayatta her şeyden en önde geldiğini hatta bunu dile getirdiğinde eşinin arada bir ona küstüğünü de samimi bir şekilde dile getiriyor. Normalde yazdıklarını bir türlü beğendiremediği eşine bu yazdıklarını gösterince eşi beğeniyor ve de arkadaşının bir gazetede bunu haber yapmasıyla da güç alaraktan kitaplaştırmaya karar veriyor . Kitabın ismine gelince de ; hayallerinin yapmayı düşlediği filmler olduğu, sinemanın aşkı olduğunu ve ben’e gelince de; insanın kendisine dürüstçe yaklaşması zor olmasına rağmen bunu başardığını dile getiriyor. Ve Atıf bey daha önsözde okuyuculara zaman ve tarihle alakalı bir unutkanlığının olduğunu söyleyerekten okuyucuyu ve kitapta adı geçen eş-dost, arkadaş, akraba herkesi adeta uyarıyor . Yazar kitapta çocukluk anılarının bir çoğunu yarım yamalak hatırladığı kadarıyla dile getiriyor. Bu yazılanları her daim şüpheyle okumama sebebiyet verdi .Ardından okul hayatıyla birlikte geçen gençlik yıllarında ve sonrasında sinema dünyasına adım atışını, bu yolda ilerlerken karşılaştığı zorlukları, film çekerken arada geçen diyalogları anlatıyor. Hatta bazen de magazin haberleri gibi şu şöyle oldu, bu böyle dedi tarzında bilgiler veriyor. Ve kitabın son sözünde de eşi Deniz hanımın Atıf Bey’in kitabıyla alakalı düşüncelerini ve eşiyle bu konuda arada geçen diyaloglara yer verilmiş. Aklımda kalan şu oldu -“ Yılmaz'la aramızda yıllardır süren bir şaka vardır. Ona göre benim okumam vardır, yazmam yoktur; bana göre onun yazması vardır, okuması
1000Kitap
Hayallerim, Aşkım ve BenAtıf Yılmaz · Simavi Yayınları · 199112 okunma
Yalnızlık dünyaya dar geliyor ..
Puan vermedi·416 syf.·
2023 4. kitabı
Peyami Safa ‘nın son kitabı Yalnızız … ! ! ! Önemle vurgulamam gerekir ki bilhassa ilk bölümde karakterler arasında geçen ensest ilişki şüphesinin bir diyalog şekilinde rahat bir üslup ile ele alınması beni okumak konusunda şüpheye düşürdü.Ve bu anlamda kitaba devam etmek beni zorladı. Bu yüzden kitabın herkese tavsiye edilmesini doğru bulmadım açıkçası. Birkaç inceleme daha okudum lakin bu konuya değinen bir yazı görmedim ne yazık ki,,, Bu kitabı yazarın çok iyi sentezlediği psikolojik tahlillerine binaen okudum.. Ki kitabın başından son cümlesine kadar bu tür analizler ziyadesiyle mevcut. Kitabın adına da hak vermemek elde değil bu anlamda.. Ve İnsan ne kadar kalabalıklar arasında yaşarsa yaşasın, onu anlamayan herkes arasında yalnızdır.. Ve her insan tek bir kişi tarafından da olsa anlaşılmaya muhtaçtır. Aksinin, çeşitli hezayanlara sebebiyet vermesi kaçınılmaz olur elbet. Kitap; bilhassa batılılaşmayla birlikte başlanan bir özenti heyulâsı sonrasında bir ailenin bireyselleşmedeki özgürlük mücadelesini anlatıyor. Zira bir yandan batıya özenme söz konusu iken diğer yandan da bu tür sapmalara bir set çekme kudretine sahip olan ‘toplum baskısının’ bazen olumlu anlamda işe yaradığının bir ispatı adeta.. Kitap 3 bölümden oluşmakta. Lakin kitabın baş kahramanı Samim daha çok 2. Bölümde okuyucu ile tanıştırılmakta. Ve yazar Samim aracılığı ile psikanaliz yapmakta bir Simerenya hayali ile..Samim felsefik bit düşüncenin ışığı altında profesyonel bir şekilde psikoanalizler yaparak ideolojik uğraşlara gayret gösteren, hedonist kişilerin yaşantılarındaki dünyayı kendi iç benlikleriyle bir savaş alanından farksız göstererek adeta kişinin kendi ile yüzleşmesine zemin hazırlamakta birçok yerde..
Edebiyat
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,2bin okunma
Reklam