Esra Savaş

Esra Savaş
@TQueen_zihingecidi
"Kitapların huzurverici dünyasında yepyeni yelkenler açtığım zihin geçidime hoş geldiniz."
Öğrenci
AİÇÜ- English Translation and İnterpreting
48 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
Masumiyet Müzesi
6/10
·524 syf.··
2025 15. kitabı
Bu kitabı okurken hem hayranlıkla ilerledim hem de içimde büyüyen rahatsızlıkla durup düşündüm. Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesinde* yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmıyor; aynı zamanda toplumsal kodları, sınıf farklarını ve en önemlisi, aşk ile saplantı arasındaki ince çizgiyi de sorgulatıyor. Ancak kitabı bitirdiğimde aklımda tek bir soru vardı: Bu gerçekten aşk mıydı? Kemal ve Füsun’un hikâyesi, alışılmış aşk anlatılarından çok farklı. Kemal, toplumun en ayrıcalıklı kesimlerinden birine mensup, nişanlı bir adam. Füsun ise daha alt sınıftan, güzel ama hayatına yön verme gücü elinden alınmış bir genç kadın. Birbirlerine duydukları çekim, klasik bir yasak aşk hikâyesinin ötesine geçiyor; çünkü Kemal’in Füsun’a duyduğu hisler, bir noktadan sonra sevginin değil, tamamen bencilce bir sahip olma arzusunun tezahürü hâline geliyor. Bir insanı bu kadar takıntı hâline getirmek, yıllarca onun peşinden sürüklenmek, hayatını onun etrafında şekillendirmek sevgi midir? Benim için bu sorunun cevabı net: Hayır. Kemal’in yıllar boyunca Füsun’un olduğu her ortamda bulunmaya çalışması, onun mutlu olup olmadığını umursamadan sadece yanında olmayı istemesi bana göre aşk değil, hastalıklı bir takıntı. Ve işin kötüsü, birçok insanın böyle bir hikâyeye büyük aşk demesi. Oysa aşk, bir insanı mülkleştirerek, onun hayatını kendi arzularına göre yönlendirmeye çalışarak yaşanmaz. Aşk, özgürlük ve karşılıklı saygı üzerine kurulur. Kitabı okurken zaman zaman Kemal’e acıdım, çünkü onun da içinde derin bir boşluk vardı. Ama en çok Füsun’a üzüldüm. Çünkü onun hikâyesi, birçok kadının kaderiyle kesişiyor. Erkeklerin arzularına göre şekillendirilen, karar hakkı ellerinden alınan, en büyük hayalleri bile "uygun görüldüğü kadar" yaşayabilen kadınların. Füsun, Kemal’in müzesinde bir hatıra gibi
Edebiyat
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Esra Savaş

, bir kitap okudu
6/10
·524 syf.··
2025 15. kitabı
Orhan Pamuk
7.5/10 · 60,5bin okunma
İnce Memed
10/10
·2142 syf.··
2025 14. kitabı
Bu kitabı okurken, sadece bir romanın değil, adeta bir destanın içinde yürüdüğümü hissettim. Yaşar Kemal’in kalemi, Çukurova’nın sıcağını, Toroslar’ın sert rüzgârını ve insanların içindeki adalet arayışını öyle gerçekçi anlatıyor ki, sanki İnce Memed’in yanında ben de dağlara kaçtım, zalimlere karşı ben de öfkelendim. Sayfalar ilerledikçe, Memed’in öfkesi benim öfkem oldu, onun umudu benim umudum oldu. İnce Memed, sadece bir eşkıya hikâyesi değil. O, bir isyanın, adaletsizliğe başkaldırının, ezilenlerin sesi olmanın simgesi. Küçük bir köy çocuğu olarak başlayıp, ağaların zulmüne karşı duran bir halk kahramanına dönüşmesi, hem bireysel hem de toplumsal bir mücadelenin hikâyesi. Onun yaşadığı her şey, aslında Anadolu’da binlerce insanın yaşadığı acıların bir yansıması. Kitap boyunca, onun cesaretine hayran oldum ama bir yandan da içimde buruk bir his vardı; çünkü Memed’in yaşamak zorunda kaldığı şeyler, adaletin ne kadar zor kazanıldığını gösteriyordu. Kitap boyunca Yaşar Kemal’in doğa tasvirleri beni en çok etkileyen şeylerden biri oldu. Çukurova’nın kavurucu sıcağını, Toroslar’ın dik yamaçlarını, her ağacı, her kuş sesini öyle anlatıyor ki, gözümün önüne canlı bir resim gibi geliyor. Ama daha da etkileyici olan, insan ruhunu bu doğanın bir parçası gibi anlatması. Memed’in içindeki öfke, umutsuzluk ve umudu, rüzgârın esişinde, toprağın kuruluğunda hissedebiliyorsunuz. Doğa ve insan iç içe geçmiş, kaderleri birbirine bağlanmış gibi. Ağalar nasıl toprağı sömürüyorsa, insanları da aynı şekilde eziyor. Bu yüzden Memed’in mücadelesi sadece kendi kurtuluşu için değil, bütün bir halkın sesi olabilmek için. İnce Memed’in hikâyesi, sadece bir kişinin değil, bir halkın hikâyesi. Zengin ile fakirin, güçlü ile güçsüzün, zalim ile mazlumun asırlardır süregelen savaşının edebi bir
Edebiyat
İnce MemedYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20182,258 okunma
Serenad
8/10
·481 syf.··
2025 13. kitabı
Bu kitabı okurken bir romanın içinde değil, tarihin derinliklerinde bir yolculukta hissettim kendimi. Serenad, sadece bir aşk hikâyesi değil; insanlığın hatalarıyla, vicdanıyla ve unutulmuş acılarıyla yüzleştiği bir anlatı. Zülfü Livaneli’nin kalemi, yine beni kendine hayran bıraktı. Başkarakter Maya Duran, İstanbul Üniversitesi’nde çalışan sıradan bir akademisyenken, hayatı hiç beklemediği bir şekilde değişiyor. Almanya’dan gelen 87 yaşındaki Profesör Maximilian Wagner’le tanışması, onu geçmişin gölgeleriyle dolu bir hikâyeye sürüklüyor. Maya’nın merakı, profesörün sessiz acısıyla birleştiğinde ortaya öyle bir hikâye çıkıyor ki, her sayfada içim biraz daha burkuldu. Bu kitap, İkinci Dünya Savaşı’nın unutturulmaya çalışılan trajedilerinden biri olan Struma faciası etrafında şekilleniyor. Maximilian Wagner’in büyük aşkı Nadia ile yaşadığı hüzünlü hikâye, bana sadece iki insanın değil, tüm bir insanlığın vicdan muhasebesini hatırlattı. Bazı acılar vardır, anlatılsa bile tam olarak hissedilemez; ama Livaneli’nin anlatımı öyle güçlü ki, kendimi hem o geminin içinde hem de Maya’nın şaşkınlığının ortasında buldum. Serenad, sadece tarihi olayları değil, aynı zamanda insan ilişkilerini, aşkı, pişmanlıkları ve geçmişin bugüne etkisini de sorgulatan bir kitap. Maya’nın kişisel yolculuğu, Maximilian Wagner’in hatıralarıyla iç içe geçerken, ben de kendi geçmişimle, bildiklerimle ve bilmediklerimle yüzleştim. Kitabı kapattığımda içimde buruk bir hüzün ve büyük bir hayranlık vardı. Livaneli, tarih ve edebiyatı öyle güzel harmanlamış ki, Serenad sadece okunup rafa kaldırılacak bir roman değil; üzerine düşünülecek, tartışılacak ve asla unutulmayacak bir hikâye.
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,1bin okunma